menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Antalya’da Kurulan Masa ve Dünyanın Unuttuğu Vicdan

11 0
20.04.2026

Bazı şehirler coğrafyanın içindeki bir toprak parçası olmaktan çok öteye geçer.

Öyle ki; bir fikir olur, bir ses olur, bazen de dünyanın yönünü tayin eden bir merkez hâline gelir.

Son yıllarda Antalya’yı izlerken zihnimde hep aynı cümle dolaşıyor:

Dünya yeniden kurulmuyor. Dünya üzerindeki masalar yeniden kuruluyor…

Antalya Diplomasi Forumu işte tam olarak böyle bir masa.

Tam da bu sebeple Antalya’da kurulan masa öyle sıradan bir masa değil.

Bu masanın üzerinde sadece dosyalar, metinler, protokoller yok.

Üzerinde hesaplar var. Hatta bazı sessiz hesaplar da.

Ve daha önemlisi…

Üzerinde insanlığın geleceğine dair kırılgan ihtimaller var.

Gürültünün İçinde Konuşabilen Bir Ülke

Dünya şu sıralar konuşmuyor aslında.

Bağırıyor.

ABD her zaman yaptığı gibi ülkesinin sınırlarının çok ötesine demokrasi ve barış getirme savsatası ile kendi alanını genişletme, petrole kavuşma  derdinde,

İran hem iç düzenini tahkim etme hem de bölgesel etkisini görünür kılma arayışında,

İsrail ise, sınır tanımaz bir refleksle kanlı ellerini bütün Orta Doğu’ya uzatmış durumda.

Ve bu üçlü gerilimin ortasında, dünya çoğu zaman şunu kaybediyor:

Aklı…

Ülkemiz ise tam burada devreye giriyor.

Bağırmayan ama konuşan,

dayatmayan ama anlatan,

koparmayan ama bağ kuran bir çizgiyle…

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü diplomasi, dünyanın alışıldık kalıplarının dışında.

Erdoğan diplomasisi, taraf seçmekten çok denge kurmayı esas alıyor.

Çünkü denge kuramayanın adalet kuramayacağını biliyor.

Filistin: İnsanlığın Aynası

Bu çağın en büyük utancı nedir diye sorsalar, cevabım tereddütsüz Filistin olur.

Çünkü Filistin meselesi bir toprak meselesi olmaktan çoktan çıktı.

Filistin’de yaşananlar insanlığın kendisiyle imtihanıdır. Ve bu imtihanda sessiz kalanlar da tarafsız değildir.

Gazze’de bir çocuk ölüyorsa ve dünya bunu izliyorsa,

orada artık sadece bir savaş olduğundan bahsetmek eksik kalır.

Orada bir çöküş vardır, hatta insanlık çökmüştür demek bile yanlış olmaz.

Türkiye’nin ise, bu meseledeki duruşu, politik olmaktan çok daha öte bir yerde duruyor.

Bir tür hafıza rolü üstlenmiş durumda…

Unutmayan, unutturmayan bir hafıza.

Antalya’da bu mesele yeniden konuşulduğunda fark ettim:

Bazı ülkeler hala hesap yapıyor ama

Türkiye her daim vicdanla konuşuyor.

Hürmüz: Dar Bir Boğaz, Geniş Bir Kırılma

Haritalar bazen kitaplardan daha çok şey anlatır.

Özellikle de o haritada Hürmüz Boğazı varsa…

Daracık bir geçit.

İçinden geçen ise sadece petrol değil.

Dünyanın sinir sistemi oradan akıyor diyebiliriz.

Ve o hat kapandığında,

sadece tankerler durmuyor.

Ekonomiler sarsılıyor, dengeler çöküyor ve krizler büyüyor.

Ve ilginçtir…

Böylesine hayati bir noktada dünya hâlâ kavga edebiliyor.

Türkiye ise bu tabloya başka bir yerden bakıyor.

Alternatif yollar, güvenli hatlar, istikrar arayışı…

Yani sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir akılla.

Antalya: Bir Şehirden Fazlası

Antalya’da kurulan masa şunu gösterdi:

Güç sadece silah envanterin ile ölçülmüyor.

Bazen bir ülkenin gücünü ne anlamak için

kiminle ve nasıl konuşabildiğine de bakmak gerekiyor.

Bugün Türkiye;

•Konuşabilen,

•Dinleyebilen,

•Aynı anda farklı dünyalara temas edebilen

bir ülke konumunda.

Bu kolay kurulmuş bir pozisyon değil.

Bu, yıllar içinde örülmüş bir güven alanıdır.

Evet, Dünya hızla sertleşiyor.

Sabır azalıyor, cümleler kısalıyor, tahammül daralıyor.

Ama yine de…

Bir yerde hala insanlık için, barış için, istikrar için konuşabilenler varsa

hala umut vardır diyebiliriz.

Antalya bize bunu hatırlatmıştır.

Ve şunu da…

Türkiye artık sadece kendi hikâyesini yazan bir ülke değil.

Masayı kuran, cümleyi belirleyen ve oyunun yönünü tayin eden bir ülkedir…

@ParaBorsaNet'i X'te Takip Et!

ÖNEMLİ HABERLER VE GÜNCEL PİYASA YORUMLARINI KAÇIRMAMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK HEMEN X'TE BİZİ TAKİP EDİN!


© Para Borsa