menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GÖREVİ EHLİNE VERMEK

8 0
02.04.2026

Kur’an-ı Kerim, devlet kuran ve toplumu yöneten peygamberler üzerinden yönetimle ilgili kurallar koymuştur. Kur’an’ın ideal yöneticiler formunda sunduğu yönetici peygamberler; tevhidin, adaletin, hukukun üstünlüğünün, ehliyet esasına göre görev dağıtmanın, liyakatin, merhametin, plânlamanın, istişarenin, emniyetlere sahip çıkmanın ve korumanın, fitneye karşı mücadelenin, toplumsal refahı dengeli paylaştırmanın, zalimlere tavır almanın da en yetkin temsilcileridirler.

 Hz. Âdem’den beri peygamberlik görevini en layık kimselere veren Yüce Allah, emaneti ehline vermek konusunda kullarına örnek olmuştur. Peygamberlerin tamamının “emanet” sıfatı vardır. Bunun anlamı hem güvenirlik hem de güvenilir alan ve bireyleri bulmakla alakalıdır. Onlar asla toplumun güvenini zedelemezler ve layık olmayan kimselere emanet dediğimiz kamu görevlerini teslim etmezler. Emanetlerin ehline verilmesiyle ilgili Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Emanetler zayi oldu mu artık kıyameti bekleyin.” Sahabiler, “Emanet nasıl zayi olur.” diye sorduklarında Resulullah, şu karşılığı vermiştir: “İş (yönetim, sorumluluk, idare, siyaset, önderlik makamı, imamet, liderlik) ehil olmayan/liyakatsiz kimselere verildiğinde emanet zayi olmuştur ve kıyameti bekleyiniz.”[1] Buradaki kıyamet, büyük kıyametin habercisi anlamında kullanıldığı gibi, işlerin altüst olması, düzenin bozulması, sosyal kargaşaların çıkması ve fitnenin yaygınlaşması anlamlarında da kullanılmış olabilir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.), “Alçak/müptezel kimseler iş başına geçmedikçe kıyamet kopmaz.” buyurmuş[2] ve yönetimde fesada neden olabilirler endişesiyle emaneti taşımaya lâyık olmadıklarından dolayı “çocukların yönetime hâkim olmasından Allah’a sığınınız.” duasını[3] müminlere öğretmiştir. Allah Resulü, emaneti ehline vermeye göstermiş olduğu özen nedeniyle mü’minler, Medine’ye hicret ettikten sonra onlarla yaptığı sözleşmelerde “işi/görevi ehline vermek hususunda”[4] söz almıştır. Görevi ehline vermek ilahi bir emirdir. Açık ayet vardır.[5] Ayet olduğu için kimsenin seçme hakkı yoktur. Nisa Suresinin 58. Ayeti hem topluma hitap eder ve kâfirlere, zalimlere, münafıklara ve ideolojilerini din edinenlere stratejik görevler vermeyi yasaklar hem de idarecilere hitap ederek kamu görevlerine ehliyetsiz kişileri getirmemelerini emreder. Konuyla ilgili temsilin en güzelini sünnette buluyoruz. Peygamber Efendimizin örnek hayatında önemli uygulamalar var. Önemli olan en basit görevlendirmeden en üst seviyedekine kadar ehliyet esasını hakkıyla gözetmek ve lâyık olmayana emaneti vermemektir. Allah Resulü, emaneti ehline vermeye göstermiş olduğu özen nedeniyle liyakatsiz, zayıf iradeli, yönetim kabiliyeti zayıf, merhametsiz, ahlaken şaibeli ve ilmi yeterliliği olmayan kişilere görev vermemiştir.

Peygamber Efendimiz, zulme yönelebilirler ve hukuk zayi olur endişesiyle zayıf ve ehliyetsiz insanlara görev vermek istememiştir. Bu çerçevede Hz. Ebû Zer (r.a.), valilik görevine talip olunca onu bu isteğinden vazgeçirmiştir.[6] Bu meşhur sahabi her ne kadar takva sahibi olsa da yönetim hususunda kendine has bazı içtihatlarını dayatarak Müslümanları zora sokabilirdi. Hz. Peygamber sadece bu nedenle ona görev vermemiştir. Yoksa onun seçkin, âlim, samimi, fedakâr, muttaki ve cesur bir Müslüman olması müsellemdir. Bu uygulamadan mülhem, Müslümanların idari makamlara getireceği şahısları iyi analiz etmeleri en önemli sünnetlerdendir. Özellikle de her kademede insanın bulunduğu süreçlerde bu tür tahkikatı daha da artırmak ve nitelikli Müslümanları göreve getirmek gerekir. Bunlar yapılmayacak olursa bilinmeli ki İslâm’ın kimseye ihtiyacı yoktur. Rabbimiz nurunu tamamlamıştır. Dün olduğu gibi bugün de isterse dinini facir bir insanla da dinini destekleyebilir.[7] Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şu uygulaması emaneti ehline vermek bağlamında Müslümanlara çok önemli mesajlar vermektedir. Resulullah’ın Hâlid b. Velid (ö:21/642) hicret ettikten sonra ona ordu komutanlığını vermesi çok önemli bir uyarı ve örnektir. Onun kabiliyetini bilen Resulullah (s.a.v.) Hz. Hâlid’in eline balta verip ağaç kesmeye göndermediği gibi hurma bahçelerine amelelik yapmaya da göndermemiştir. Konuyla ilgili sünnetten onlarca örnek vardır. Bu çerçevede şunu belirtmek isteriz, emaneti ehline vermek yönetimin kimliğinin İslâm olmasının en önemli göstergelerinden biridir. Zira emanetin ehline verilmemesi zulümdür. Hiçbir yönetim veya iktidar zulüm ile abat olmaz.

Dört halife içerisinde siyasal başarısı zirveye çıkan Hz. Ömer’in başarısının nedenlerinden birisi de kim olursa olsun lâyık olmayan hiç kimseye görev vermemesidir. Bu seçkinlik peygamber Efendimizden alınmıştır. Hz. Ömer bu durumu yaşatılan bir sünnete çevirmiştir. Şayet valilerinden birisi sonraki süreçte liyakatini kaybetse hemen onu görevden almıştır. Her gün vali değiştirmeyi zulme boyun eğmeye yeğlemiştir. Ne zaman ki emanetin önemiyle ilgili ayetler ve hadisler unutulmuş, yönetime gelmenin ölçüleri değiştirilmiş, Müslümanlar da o andan itibaren düşüşe geçmişlerdir. Emaneti gözetmeyi sadece üst yönetim hakkında düşünmemeliyiz. Bulunduğumuz en küçük birimler dahil emanet olduğunun bilinciyle yaşamalı ve görev dağılımında, kendimize ve aile bireylerimize davranışlarımızda, velayeti hakça kullanmada dinin ölçülerine göre hareket etmeliyiz. Maalesef bu hassasiyetin yokluğu veya kaybı hareket fıkhının dogmasının ve devamının önündeki en büyük engellerdendir. Emanete liyakati parada, lobi faaliyetlerinde, kabile taassubunda ve şöhrette arayan bir anlayış maalesef Müslümanların hayatlarına da girdi. Bu alandan çıkmadan zafer zordur.

[1] Buhârî, 3, İlim, 3, Had. No. 59, c. 1, s. 21.

[2] Heysemî, Zevâid, VII/22.

[3] Ahmed b. Hanbel, Müsned (tah. Muhammed Şakir, Had. No. 8302), c. XVI, s. 139.

[4] Nesâî, Bey’at, 39, Had. No. 1, c. VII, s. 138.

[6] Ebû Dâvûd,  Sünen, III/290; Nesâî, Vesaya, 30, Had. No. 10, c. VI, s. 255.

[7] Dârimî, Siyer, Had. No. 2517, c. II, s. 314.

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube


© Mir'at Haber