menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

''Adaletin bu mu dünya?''

7 1
28.01.2026

Bu ülkede yıllardır sistemli bir şekilde büyütülen bir kitle var: Çalıştıkça yoksullaşan, yoksullaştıkça devlete daha fazla muhtaç hale getirilen, muhtaç oldukça da sesini kısmak zorunda bırakılan bir kitle. İktidarın başarı diye anlattığı yardım rakamları aslında bir iflasın bilânçosudur. “Şu kadar aileye yardım ettik” denilen her sayı, üretimden koparılmış, emeği değersizleştirilmiş, onuru sadakaya mahkûm edilmiş bir insan hikâyesidir. Devletin görevi vatandaşı yardıma muhtaç bırakmamakken, bugün yardıma muhtaçlık bir yönetim modeli haline getirilmiştir. İşte bu tablo, rahmetli Erbakan Hocamızın yıllar önce uyardığı Haim Nahum doktrininin ete kemiğe bürünmüş halidir: Aç bırak, borca esir et, işsizleştir, böl, sonra yönet.

Bugün emeklilerin hali bu doktrinin en canlı örneğidir. Ömrünü bu memlekete vermiş insanlara “emeklilerin sahibi biziz” denilerek adeta bir lütuf nesnesi gibi sunuluyor. Sahiplik iddiasının olduğu yerde eşit yurttaşlık olmaz. Maaşlar açlık sınırının altında tutulurken, yapılan cüzi artışlar bir başarı hikâyesi gibi anlatılıyor. Oysa pazara çıkan emekli fileyi değil, sadece çaresizliğini doldurabiliyor.........

© Milli Gazete