Kur'an ve Ramazan
İnsan, zaman ve mekânın değeri/şerefi, Yüce Rahman’ın Kitab’ı KUR’AN-I KERİM iledir. O, insana gönderildiği için insan, Ramazan’da/Kadir Gecesi’nde indirildiği için Ramazan, Mekke ve Medine’de nazil olduğu için de bu mekânlar, diğerlerinden daha değerli/şerefli kılınmıştır.
ORUCU; sadece midesiyle değil, bütün organlarıyla (haramlara karşı da) tutabilenlere, ne mutlu... RAMAZAN; bedenimizin, nefsimizin yıllık bakım, muhasebe, arınma, hasat devşirme, hayırda yarışma, bereketlenme, takva’ elbisesiyle bayram sevincini yaşama fırsatı/ayıdır... Mübarek olsun...
RAMAZAN’DA; iftar ve sahur sofralarına muhtaç olduğumuz gibi, Allah ve Resulü’nün davet ettiği Kur’an-ı Kerim’in; yasaklarından kaçınarak, ilim, hikmet, mağfiret ve salih amellerle donanımlı ziyafet sofrasına oturmaya da muhtacız. Arınmaya, korunmaya, takva elbisesine muhtaç olmayan var mı?
RAMAZAN’DA; her zaman haram olan şeylere ek olarak, her zaman helal olan şeyler de, belli vakitlerde yasaklanıyor… Böylece, haramlara karşı sabırlı/güçlü olmak daha da kolaylaşıyor. Nefis ve şeytan düşmanlarımıza karşı mücadelemiz daha da kolaylaşıyor. Dünya tutkumuz, hırslarımız zayıflıyor… Rabbimize yakınlaşma nimeti, fırsatı da oluyor... Terbiye ediliyoruz...
RAMAZAN’DA; Kur’an, İslam, zaman, vakit, afiyet ve sahip olduğumuz dünyalık nimetlerin önem ve değerlerinin farkına daha çok varabiliyoruz...
Paylaşmanın, dayanışmanın, diğerkamlığın, infakın, emir ve yasakların hikmetlerini, zevkini/tadını daha çok anlayabiliyoruz.
Oruç ile, acziyetimizi, muhtaç oluşumuzu, haddimizi, zayıflığımızı daha çok öğreniyoruz.
KUR’AN; Hz. İsa’dan (as)/İncil Güneşi’nden, takriben altı yüz yıl sonra/ahir zamanda son Peygamber’in (sav) kalbine ve son gecenin karanlığına yeniden doğarak, bütün yeryüzünü aydınlatan Vahiy Güneşi’dir...
Günümüzde; Kur’an-ı Kerim’i doğru “oku”maya, bilmeye, anlamaya ve hayatımıza yansıtmaya/uygulamaya çok büyük ihtiyacımız var. Ramazan da Kur’an ve oruçla arınma ayı...
KUR’AN’A SAYGI; sadece okumakla olmaz; O’nun gösterdiği yolda yürümekle, O’nun hükümlerini beğenip yaşamakla, Resulullah’ı (sav) her işimizde tek önder, örnek, rehber edinmekle OLUR; batıl yollarla, beşeri ideolojilerle, ilkelerle, ölçülerle, yasalarla OLMAZ…
KUR’AN-I KERİM; sadece okuma kitabı değildir. İnsanlara doğru yolu gösteren; adaleti, dürüstlüğü, erdemi emreden; sorunlarımızı/ihtilaflarımızı çözen; temel hak ve değerleri koruyan; şaşmaz ilkeleri, ölçüleri bildiren; her şeyi açıklayan; hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı, hayır ile şerri, emir ve yasakları, hükümleri, adalet ile zulmü, hidayet ile dalaleti, salah ile fesadı, takva ile fücuru, tevhid ile şirki, sevap ile günahı… özetle, hayata ait her şeyi bildirerek, insanların dünyada ve ahirette saadeti için indirilen güzel hayat rehberi... son KİTAP‘tır. Okunsun, anlaşılsın, hükümleri uygulansın/hayat bulsun/yaşansın, yolunda yürünsün... için.
Satılsın, istismar edilsin, siyasete, dünyalıklara alet edilsin için değil...
“Kur’an’a saygı; O’nun ahlakıyla ahlaklanmak, ahkamıyla (hükümleriyle) amel etmekle olur.”
KUR’AN-I KERİM; hidayet/nur, rehber, hayat, şifa, rahmet, maslahat, hikmet, furkan, hablullah, zikir, kanun, beyan, öğüt, müjde, inzar, tebliğ, korunmuş, eşsiz ve muciz, ilahi son KİTAP'tır.
KUR'AN öyle bir Kitap’tır ki; ondan yüz çeviren yolunu şaşırır, her türlü sıkıntıya/dara, korku ve zillete düşer. (Nahl/112, Taha/123-124, Mücadele/5)
KUR'AN; yeryüzünde "tevhid ve adalet" temelinde "hak" bir düzen kurulmasını emrediyor. (Nisa/58-65, Maide/48-50, Nahl/90, Hadid/25, Şura/13, 15, 17)
"KUR’AN-I KERİM'in amacı; insanların dünya hayatını düzenlemek ve İlahi iradeye uygun bir hayat yaşayanlara, dünya ve ahiret mutluluğu/saadeti sağlamaktır."
Yüce Rabbimiz, son ilahi Kitabı Kur'an-ı Kerim'de bütün insanlara, hayatın her alanını en güzel şekilde düzenleyen/dünya ve ahiret saadetini sağlayan İslam nimetini/mükemmel hayat tarzı projesini tercihe çağırıyor; teklif ve tavsiye buyuruyor. Kendiyle, ezelde/ruhlar âleminde yaptığımız "kulluk sözleşmesi"ne uymaya, vefaya/sınavı kazanmaya çağırıyor. (Araf/172, Maide/1, 7 Mülk/2, İnsan/2)
"ZEKÂTI olmayanın, namazı da yoktur." (İbn Mesud r.a) Bu, ne büyük tehdit! Yoksulun, zenginin malı üzerindeki "hakkı" olan ZEKÂT potansiyeli, ülkemizde elli beş milyar dolar imiş. Bu farz/borç eda edilse, geçim sıkıntısı azalmaz, kardeşlik ve sevgi çoğalmaz mı? Verilen de Allah'ın (cc) verdiklerinden değil mi? (Bakara/3) Zekât; hem zengini hem de malı temizler/arındırır, korur/sigortalar ve artırır da. (sav) Barışa, sosyal adalete, sosyal güvenliğe katkı sağlar. Rabbimiz, servetin sınırlı sayıdaki zenginlerin tasarrufunda olmasından/mal, altın toplayıp, Allah yolunda infaktan kaçınanlardan razı değil. (Haşr/7, Tekasür/1, 8 Hümeze/2)
Ramazan’ın arınmamıza vesile olması dileklerimizle. Vesselam...
