Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (303)
Venizelos’un Mustafa Kemâl’i Nobel Sul̃h Mük̃âfâtına namzed olarak teklîf ettiği 12 Ocak 1934 târihli Fransızca mektubunun birinci sayfası…
“Mustafa Kemâl Paşa’nın millî hareketinin muhâsımlarına galebe çalmasını müteâk̆ib, 1922’de, Türkiye Cumhûriyeti’nin têsîsi, bu istik̆rârsızlık ve taassub hâlini kat’î sûrette nihâyete erdirdi. (L’instauration de la République turque en 1922, lorsque le mouvement national de Moustapha Kemal Pacha triompha de ses adversaires, mit définitivement fin à cet état d’instabilité et d’intolérance.)
“Filhakîka, bir milletin hayâtında bu kadar kısa zamânda bu derece cezrî bir tahavvül ancak nâdiren vâk̆î olmuştur. (Rarement, en effet, fut réalisé en si peu de temps un changement aussi radical dans la vie d’une nation.)
“Hukûk ile dîn mefhûmlarını birbirine karıştıran teokratik bir rejimin hâkim olduğu inhitât hâlindeki bir imparatorluğun yerine, asrî ve millî vasıfta zinde ve cevvâl̃ bir Devlet ikâme oldu. (À un empire en déclin, vivant sous un régime théocratique où la notion du droit et de la religion [les notions de droit et de religion] se confondaient, se substitua un état [État] national et moderne, plein de vigueur et de vie.)
“Büyük ısl̃âhatçı Mustafa Kemâl Paşa’nın öncülüğünde, Pâdişâhların mutlak̆iyet rejimi l̃ağvedildi ve Devlet, açıkça L̃aik bir hüviyet kazandı. Artık bütün bir millet terak̆k̆îye koşuyor, medenî milletlerin ön saflarında yer alma hırsıyle ileri atılıyordu. (Sous l’impulsion du grand réformateur, Moustapha Kemal Pacha, le régime absolutiste des Sultans fut aboli, et l’état [l’État] devint franchement laïque. La nation toute entière s’élançait vers le progrès, ambitieuse, à juste titre de figurer à l’avant-garde des peuples civilisés.)
“L̃âkin sul̃hü tahkîm hareketi, Türkiye’ye Türk unsurunun hâkim olduğu mevcûd görünüşünü kazandıran dâhilî İnk̆ilâblarla atbaşı yürüdü. Filhak̆îka, Türkiye, başka milletlerle mesk̃ûn arâzîsinin kaybını dürüstce kabûllenmekden çekinmedi ve muâhedelerle tâyîn edilmiş milliyet esâsına dayalı siyâsî hudûdlarından samîmiyetle memnûn bir hâlde, Yakın-Şark’ta sul̃hün hakîkî bir istinâdg̃âhı hâline geldi. (Mais le mouvement pour la consolidation de la paix marcha de pair avec toutes les réformes intérieures qui donnèrent son aspect actuel au nouvel état [État] éminemment ethnique de la Turquie. En effet la Turquie n’hésita pas d’accepter loyalement la perte de provinces habitées par d’autres nationalités et, franchement satisfait de ses frontières ethniques et politiques, ainsi définies par les traités, elle est devenue un vrai pilier de la paix dans le Proche-Orient.)
“Eski Osmanlı İmparatorluğu’nun halefi olan bu memlekette meydana gelen büyük tahavvülün netîcelerini ilk hissedenler, Türkiye’yle uzun asırları işgâl̃ eden kanlı mücâdelelerin dâimî bir husûmet hâlinde yaşattığı biz Yunanlılarız. (C’est nous autres Grecs, que des luttes sanglantes tinrent de longs siècles en état d’antagonisme continu avec la Turquie, qui eûmes les premiers l’occasion de ressentir les effets du changement profond survenu dans ce pays, successeur de l’ancien Empire ottoman.
“Ön Asya felâketinin ertesinde, har̃bden........
