Krizi İbn Haldun’da(n) Okumak
“Bugün müslümanlar ne yapamadı da başarılarını kaybettiler” sorusunu cevaplarken “gerçeklikten kopuş” ve “metafizikleştirme” gibi iki niteliği öne çıkarmıştık. Şimdi bu krizi kendi zamanında farkeden İbn Haldun üzerinden okumaya çalışalım.
İbn Haldun’a dönmemizin sebeplerinden birisi, İslam düşüncesinin krizini 1300’lere kadar geri götürmek gerektiğidir. Kanaatimizce İslam dünyasının İbn Haldun’dan sonra tedrici olarak bu krizi tebarüz ettirmesi söz konusudur. İkincisi de, İbn Haldun’un İslam düşüncesinin krizini farkederek bunu “tarih” dolayımlı olarak aşmaya çalışmasıdır. Doğrusu Kitabu’l-İber” isimli tarih kitabının başına yazdığı Mukaddime’yi önemli kılan husus da budur. Diğer yandan İbn Haldun’un yaklaşımlarının/teorilerinin tecrübeleri ile beslemesi kanaatimizce onun görüşlerinin gerçeklikle temasını artıran bir unsurdur.
Öncelikle İbn Haldun’a dair çağdaş bir iddiayı dile getirerek başlamalıyız ki, günümüzde İslam ve Batı düşüncelerinin değerlendirmelerinde öne çıkmaktadır. Kimileri İbn Haldun’u dini dikkate almamak ve seküler olmakla itham etmektedir. Buna gerekçe olarak da İbn Haldun’un tarih ve toplum içinde işleyen temel ilkeleri öne çıkarmasını belirtmektedirler. Krizi İbn Haldun’la okurken, bu sorunu da........
