menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küme Üniversitesi

19 0
27.04.2026

Gençliğimin o ilk dönemlerinde antikacı dükkânlarının, hummalı sanat üretim atölyelerinin tozunu yuttuğum; pek çok kulübün kupalarını ve madalyonlarını işleyen, müzelerde dahi yirmi metreden fazla yaklaşılmasına müsaade edilmeyen o asırlık eserlerin kopyalarına kendi ruhundan üfleyerek ustalıkla hayat veren o isimsiz sanatkârların tezgahında ağırbaşlı ahilik terbiyesiyle tanıştığım günlerden bu yana, bu ülkenin kültür sanat ikliminin tam kalbinde duruyorum. O tezgahlardaki sükûneti ve emeğin namusunu bilen biri olarak bugün, bu satırların kamuya açık bu köşeden sarsılmaz bir dua niyetiyle kayda geçmesini isterim.

Çünkü memleketin sanat ve estetik iklimine dönüp baktığımızda, toprağın suyunu çeken, idraki daraltan upuzun bir kuraklık mevsiminden başka ne görüyorduk uzun zamandır? Birkaç namuslu, bireysel çaba dışında, zihnimi yerinden oynatan, köklerimi titreten bir eylemle karşılaşmadım. Gönül hep eskiyi, o köklü ve sarsılmaz olanı özlüyordu şüphesiz; ancak eskiyle yeniyi buluşturabilme ilhamını yakalamak, o keskin geçişlerde gözleri kör etmeyecek, hakikati incitmeyecek o kadim hassasiyetle bunu sunabilmek son derece ciddi bir iştir. İdraki çoraklaştıran bu yüzeysel dönemin ortasında, pazar gününün o rehavet çökmüş saatlerinde Karaköy Palas'ın ağır kapılarından içeri adım attığımda, işte tam da yıllar öncesinin o ustalarının tezgahında şahit olduğum o büyük hassasiyetle yeniden karşılaştım. Zihnimin üzerine çöken o kuraklık örtüsü tek bir hamlede paramparça oldu.

1910'larda başlayan, araya giren tarihsel fasılalara rağmen 1920'de o asaletli siluetine kavuşan, asrın tüm fırtınalarına göğüs germesi için bir Levanten mimarın ellerinde yükselen o taş bina; bugün bambaşka bir uyanışın karargahına dönüşmüştü.

Bunun düşünce dünyamızın derin köklerinde bir adı var: Nokta-i Mihrak. Savruk düşüncelerin, yorgun bakışların ve yeryüzüne dağılmış tüm enerjilerin tek bir merkezde toplanarak hakikatin ateşine dönüştüğü o mutlak toplanma alanı. İçeri girdiğim an, zaman mekânın içinde bükülüp eridi. Yüzyıllar öncesinin Kufi nakışları, keskin geometrisiyle bugünün tuvaline sızıyor; taşın o ağır soğukluğu, çizilen hatların heybetli varlığıyla bir anda buharlaşıyordu. Renklerin omuzlara binen o ağır yükünü somut bir kütle gibi hissediyor, çizgilerin havada bıraktığı o tok tınıyı işitiyordum. Kendimi bir anda Galata'nın kalabalığında değil; Kapalıçarşı’nın sırlarını yalnızca sabırla yürüyen ehline aşikâr kılan o ıssız dehlizlerinde buldum.

Ey bu toprağın genç dimağları, sözüm bilhassa sizedir.

Milyonların nefesini tuttuğu o derbi gecesinin ardından, yeşil bir saha üzerinde koca bir sezonun yer değiştiren kederi ve neşesinin, anlık zaferlerin ötesine geçip; bu toprakların yeryüzündeki asıl şampiyonluk yarışını sormak gerekiyor. Sizi bir günlüğüne sevince boğan o geçici ihtimallerin yerine, hakikatin kütlesini inşa edenleri görmek için o dehlizlere bakmalıyız.

Artı Küme Sanat Destekleri Programı'nın 2025 seçkisiyle, yirmi beş ayrı dimağın omuz omuza verdiği bir direniş hattı örülmüş içeride. Küratörün o yalın ama sarsıcı........

© Milat