menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İzmir’in dağlarını bilmem ben sahilini bilirim

15 0
08.10.2026

İzmir’in dağlarında çiçek açar mı, bilmem.

Ben sahilini bilirim.

Kordon’u bilirim. Akşamüstü denize karşı yürüyen insanları, Körfez’in üzerinde yavaşça değişen ışığı, sahilde yan yana duran masaları bilirim. Bir de denizin kokusunu bilirim. Şehrin kokusunun denizin kokusuna karıştığı günleri de...

İzmir bugün siyasi tarihinde daha önce karşılaşmadığı bir döneme giriyor.

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılmasıyla, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ilk kez AK Parti üyesi bir başkan tarafından yürütülüyor. Büyükşehir Belediye Meclisi’nin siyasi dengesi ise aynı anda değişmiş değil.

Bu ayrım, İzmir’in önündeki yeni dönemi anlamak bakımından önemli.

Çünkü şehirler yalnızca siyasi aidiyetlerle yönetilmez. Yetkinin nasıl kullanıldığı, kurumların nasıl çalıştığı ve alınan kararların insanların hayatına nasıl dokunduğu da siyasi tercihler kadar belirleyicidir.

İzmir’in önünde şimdi yeni bir imkân var.

Fakat imkân ile sonuç arasında her zaman uzun bir yol bulunur.

O yolun üzerinde Körfez var.

Akşam sahilinde oturan insan var.

Ve evet, bir akşam Kordon’da denize karşı yenilecek bir kalamar da var.

Çünkü bir şehir, yalnızca büyük projelerle değil, insanın gündelik hayatında hissettiği küçük ayrıntılarla da kendini anlatır.

Çöp zamanında alınır. Yol yapılır. Otobüs gelir. Sahil temiz kalır. Esnaf işini sürdürebilir. İnsan yaşadığı şehirde yarını düşünürken sürekli yeni bir engelle karşılaşmaz.

Devletin ve yerel yönetimin vatandaşa en yakın yüzü, çoğu zaman burada görünür.

Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki uyum da tam bu noktada anlam kazanır. Uyum, yerelin merkeze teslim olması değildir. Merkezin imkânlarıyla yerelin sorumluluğunun aynı hedefte buluşabilmesidir.

Eğer bu buluşma gerçekleşirse, siyasi değişimin değeri de günlük hayatta karşılık bulur.

Çünkü siyasi yakınlık hizmetin yerine geçemez.

Ancak kurumların daha iyi çalışmasına, kaynakların daha doğru kullanılmasına ve şehrin önündeki sorunların daha hızlı çözülmesine katkı sağlarsa anlam kazanır.

İzmir’in denizle kurduğu ilişki, bu şehri yalnızca kendi sınırları içinde düşünmemize de izin vermiyor.

Limanlar hiçbir zaman yalnızca kıyıda duran yapılar değildir. Bir limanın arkasında üretim vardır, ticaret vardır, ulaşım vardır, enerji vardır. Uzakta........

© Milat