İyiliğin kaldığı yerde
Dünyanın büyük salonlarında yine büyük meseleler konuşuluyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumu başlarken; savaşlardan iklime, gıda güvenliğinden enerjiye, Gazze'den Ukrayna'ya kadar insanlığın ortak kaderini ilgilendiren başlıklar aynı masanın üzerine bırakılıyor. 21 Eylül itibarıyla New York'ta diplomasi trafiği hızlanırken; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Vietnam Devlet Başkanı, Libya heyeti ve Kuveyt Veliahtı ile gerçekleştirmesi planlanan görüşmelerinde de yansıdığı üzere, devletler kendi güvenliklerini, sınırlarını ve geleceklerini korumaya çalışıyorlar. Ancak tüm bu temasların merkezinde aslında çok daha ağır bir sorunun çevresinde dolaşılıyor: Aynı dünyanın içinde, birbirimizi tüketmeden nasıl yaşayacağız?
Bu soru yalnızca devlet başkanlarının önünde duran bir soru değil.
Bir ülkenin dışarıda barış, güvenlik ve insani krizler üzerine kurduğu cümlelerin içeride, sokağın kalbinde bir karşılığı olmalı. Türkiye'nin Gazze konusunda yürüttüğü diplomatik temaslar, bölgesel gerilimlerin azaltılması yönündeki girişimleri ve COP31 öncesinde iklim ile kalkınmayı birlikte ele alan çalışmaları, insanlığın ortak meselelerinin birbirinden kopuk olmadığını gösteren örneklerdir.
Gıda güvenliği ile savaş arasında, enerji ile diplomasi arasında, iklim ile hane ekonomisi arasında toprağın altındaki kökler gibi görünmeyen bağlar vardır.
Bir coğrafyada sofranın küçülmesi, başka bir coğrafyada huzurun azalmasına dönüşebilir.
TÜİK'in Ağustos 2026 verilerinde yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51 olarak kayda geçerken, gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 33,79 oldu. Bu rakamlar yalnızca istatistik değildir. Her birinin arkasında ay sonunu hesaplayan bir aile, alışveriş listesinden bir ürünü çıkaran bir anne, gelirini giderine yetiştirmeye çalışan bir baba, kendi ihtiyacını erteleyen bir öğrenci vardır.
Tam burada dışarıdaki büyük nizam ile içerideki küçük niyet birbirine bağlanır.
Birleşmiş Milletler'de küresel refah, kaynakların adil kullanımı ve ortak sorumluluk konuşulur.
Aynı gün bir başka insan toplu taşımada bilet ödemeden yolculuk eder.
Bir yerde devletlerin ortak güvenliği tartışılır.
Başka bir yerde vergiden kaçınmak marifet sayılır.
Bir kürsüde gıda güvenliği konuşulur.
Bir başka yerde dar gelirli bir ailenin sofrasına girecek paranın hesabı yapılır.
Bir masada insanlığın geleceği konuşulur.
Bir başka masada, başkasının hakkından ne kadar kazanılabileceği........
