İyi fikirler acele etmez
Bir yarışın en kısa anı, çoğu zaman en uzun hazırlığın sonunda gelir.
FIA’nın 5 Ekim’de açıkladığı 2027 takvimine göre Formula 2 ve Formula 3, 1-3 Ekim 2027’de İstanbul Park’ta yarışacak. Formula 2 İstanbul’a ilk kez gelecek; Formula 3 ise sezonunu İstanbul’da tamamlayacak. Takvimde birkaç güne sığan bu yarışın asıl hikâyesi ise pistte değil, o piste çıkacak gençlerin yıllarında saklı.
Yarış başladığında tribünler hızı görecek. Virajları, mücadeleyi, birkaç saniyelik farkları konuşacak. Oysa direksiyonun başındaki genç sürücünün o ana taşıdığı şey, o anda doğmuş olmayacak. Yıllar boyunca edinilmiş bir dikkat, sayısız tekrarın içinden süzülmüş bir sezgi, kaybedilen yarışların öğrettiği ölçü ve yeniden denemenin insanda bıraktığı sükûnet orada olacak.
Bir insanın yetişmesi, alkışlandığı anda başlamaz.
Aynı hakikat hayatın başka alanlarında da karşımıza çıkıyor.
Bir öğrencinin araştırmacıya dönüşmesi, genç bir sanatçının kendi sesini bulması, bir sporcunun uluslararası düzeyde yarışabilecek olgunluğa erişmesi, bir bilim insanının yıllar sonra yeni bir pencere açması… Sonuç bir gün belirir. Fakat o sonucun mayası, çoğu zaman kimsenin dönüp bakmadığı yıllarda tutulur.
Biz ise yolun kendisinden çok vardığımız yeri konuşmaya alışığız.
Ödülün verildiği günü hatırlıyoruz. Derecenin açıklandığı anı biliyoruz. Eser ortaya çıktığında adını öğreniyoruz. Sanki bütün emek, son sahnede birikmiş gibi.
Oysa insanın kökü, çoğu zaman toprağın altında büyür.
Bir fikir de böyledir. İlk doğduğu anda tamamlanmış değildir. İtirazla karşılaşır, sınanır, sahibini kendi düşüncesine yeniden bakmaya mecbur eder. Kimi tarafları budanır, kimi tarafları derinleşir. Zaman, düşüncenin üzerinden geçen sıradan bir takvim değildir; onu taşıyabilecek hâle getiren bir terbiyedir.
Burada eski bir kelimenin inceliğine ihtiyaç var: teennî.
Teennî, ağır davranmak değildir. Bir kararın, bir düşüncenin ve bir insanın hakkını verecek kadar kendi zamanına bırakılmasıdır. Aceleyi küçümsemek değil; hızın her durumda ilerleme anlamına gelmediğini bilmek demektir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 6 Ekim tarihli 2026-2027 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni’nde kurduğu şu cümle de bu noktada anlam kazanıyor: “Akademide yolda olmak kimi zaman menzile ulaşmaktan daha faydalıdır.”
Bir insan yalnızca vardığı yerde oluşmuyor. Yol, bilgisini genişletiyor; itirazlar düşüncesine yeni katlar ekliyor; beklemek, niyetin gerçekten ne olduğunu gösteriyor. Menzil önemlidir; fakat menzile hangi........
