menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İrtical-i kalb

40 0
17.05.2026

Emredilmesi imkânsız olan üzerine

Sessizlik, en kudretli davettir.

Ağır ahşap kapıların ardında, nefes alıp vermenin bile görünmez tüzüklere bağlandığı o devasa yapıların mermer koridorlarında yürürken, göğsümüze hep o aynı yorgunluk oturur. İnsanı toprağından koparıp sadece bir istatistik eğrisine indirgeyen bu yapılarda, önü ilikli silüetler hep aynı kuruyan dudaklarla karşımıza çıkıyor. Suyu tamamen çekilmiş bir nehir yatağına borularla zorla akıntı vermeye çalışır gibi, şu buz tutmuş koridorlara biraz tebessüm, insanlarımızın arasına biraz bağ ekelim istiyorlar. Oysa ruh, emir komuta zincirini tanımaz.

Eskilerin kervansarayların şerbetli sohbetlerinde demlediği bir idrak düzeyi vardır. İrtical-i Kalb derler buna. Kalbin doğaçlaması. Bir insanın hiçbir dış baskı, hiçbir kazanç hesabı, hiçbir dayatma olmaksızın salt varoluşunun saf tadına varmak için eyleme geçmesi. Bu hal bir puan tablosu, bir yarış ya da zoraki bir alkış tufanı talep etmez. O, fıtrat ile kurulan sessiz bir sözleşmedir. Direksiyona sıkı sarılmış bir adamın, yolda gördüğü bulutu bir an atlıkarıncaya benzetip içten içe gülümsemesindeki o sırsız eylemdir. Kimseye ispatlanması gerekmeyen, sadece yaşandığı için kıymetli olan bir dirilik anı.

Bu uçurumu en çarpıcı biçimiyle görmek için kelimelerin boyasını kazıyıp iki anı üst üste bindirmek yeter. Olgular kendi çıplaklıklarıyla hükmü zaten verir.

Küresel bir şirketin yönetim kurulu, çalışan aidiyetini artırmak adına herkesin........

© Milat