Gökyüzü kararırken
Bugün gökyüzü birkaç dakikalığına kararacak.
Ay, Güneş ile Dünya’nın arasından geçecek; Ay’ın gölgesi Grönland’dan İzlanda’ya, Atlas Okyanusu üzerinden İspanya’ya uzanan dar bir kuşağın üzerine düşecek León, Valencia ve Zaragoza’da insanlar gündüzün içinde kısa bir gece yaşayacak. Dünyanın başka bölgelerinde ise Güneş’in yüzü kısmen kapanacak. NASA’ya göre tutulmanın en uzun tamlık süresi 2 dakika 18 saniye olacak.
İnsanlık artık gölgenin ne zaman geleceğini biliyor.
Nereye düşeceğini, ne kadar süreceğini, hangi şehirde Güneş’in ne kadarının kapanacağını hesaplayabiliyor.
Fakat insanın yeryüzündeki bütün gölgeleri hesaplayabildiğini söylemek mümkün değil.
Belki de insanın gökyüzüne bakmasının asıl sebebi hiçbir zaman yalnızca yıldızları görmek değildi.
İnsan, göğe bakarken kendisini anlamaya çalıştı.
Binlerce yıl boyunca tutulma, insan için yalnızca Güneş’in önünden geçen Ay anlamına gelmedi. Gökyüzündeki olağanüstü kararma, kimi toplumlarda hükümdarın kaderiyle, savaşların sonucu ya da yaklaşan felaketlerle ilişkilendirildi. Babil dünyasında tutulmaların kayda geçirilmesi ve hükümdarlar açısından yorumlanması, gökyüzünün insan zihninde nasıl bir anlam alanına dönüştüğünü gösteriyordu.
Sonra insan yalnızca yorumlamakla yetinmedi.
Usturlap bunun sessiz tanıklarından biriydi. Yıldızların konumlarını belirlemek, zamanı ve yönü hesaplamak ve gökyüzündeki hareketleri anlamak için kullanılan bu alet, İslam astronomi geleneğinde geliştirilerek farklı kullanım alanlarına kavuştu. Usturlap, gökyüzünü insanın avucunda okunabilir hâle getiren bir harita gibiydi.
İnsan, göğü seyretmekten göğü hesaplamaya doğru uzun bir yol aldı.
Bir bakıma gökyüzünü avucunun içine almaya çalıştı.
Fakat gökyüzünü ölçmekle hayatı çözmek aynı şey değildi.
Anadolu’nun eski tarihinden bunun çarpıcı bir örneğini biliyoruz.
MÖ 585 yılında Medler ile Lidyalılar arasındaki savaş sürerken bir Güneş tutulması meydana geldi. Herodotos’un anlatısına göre gündüz ansızın geceye döndü; savaşan taraflar tutulmayı gördükten sonra çatışmayı bıraktı ve barış arayışına yöneldi. NASA’nın tarihsel tutulma kayıtları da bu olayın 28 Mayıs 585’te gerçekleşen tam Güneş tutulmasıyla ilişkilendirildiğini belirtiyor.
Gökyüzündeki kararma, yeryüzündeki kavgaya bir anlığına ara verdirmişti.
Aradan yüzyıllar geçti.
İnsan artık tutulmayı yalnızca bir kehanet olarak beklemiyor; onu önceden hesaplıyor.
Osmanlı da bu hesap dünyasının dışında değildi. 28 Temmuz 1851 tarihli Güneş tutulması için Müneccim Peterz tarafından hazırlanan........
