Ertelenmiş iradenin kusursuz enkazı
İnsan, takvimin yapraklarını tükenmez bir orman, yürüdüğü yolu ise bitimsiz bir ova sanma yanılgısıyla nefes alıyor. Hayatın sonsuz bir döngü içinde kendini tekrar edeceği, fırsatların her sabah güneşle birlikte yeniden doğacağı yanılsamasına sımsıkı tutunuyoruz. Oysa hayatın omurgası, çoğu zaman geniş zamanlara değil, tek bir kırılma anının sivri ucuna inşa edilmiştir.
Beklenmedik bir haberin getirdiği o sarsıntı yahut bir adım sonrasına ertelenen o hayati karar... Çoğu zaman daha fazla vaktimiz olduğuna, suların durulacağına, taşların kendi kendine yerine oturacağına inanarak mühim olanı bekletiriz. Kusursuz bir anın geleceğini varsaymak, insanın kendi zihnine kurduğu en sinsi pusudur.
Eskilerin o ağırbaşlı ferasetiyle süzüp kelimelere döktüğü, sessizliğin içinde büyüyen o yorgun yüke Müeccel Kelam denir. Yani vaktinde edilmemiş, bilerek sonraya bırakılmış, zamana borçlanılmış söz ve eylem.
İhtimallerin çürüyüşü
Olasılık hesaplarında, söylenmemiş bir sözün yahut atılmamış bir adımın yarattığı o karanlık boşluk asla nötr değildir. Zamanında edilmeyen her kelamın, eyleme dönüşmeyen her niyetin etki gücü, beklenen süre uzadıkça eriyip gider. Sükunet ve bekleme süresi büyüdükçe, eylemin o an yaratacağı sahici gerçeklik ufalanır. Müeccel bir söz ruhunu kaybeder; yola çıkmayan niyet, sadece bedene ve mekana ağır bir yük yapar.
Geçtiğimiz günlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kamuoyunun önüne koyduğu o ağır tablo, sıradan bir politika bülteni değildi. O veriler, toplumsal fay hatlarını okuyan bir göz için; bireysel ertelemelerimizin ve vaktinde alınmayan sorumlulukların nasıl devasa bir toplumsal kışa dönüştüğünü gösteren bir "hasar tespit raporuydu."
Olgulara, aradaki tüm yorumlayıcı bağlaçları sıyırarak bakalım. Yakın zamanda Urfa ve Maraş’ta yaşanan o sarsıcı şiddet sarmalının arka planındaki anatomi tutanaklara şöyle yansıyor:
Okul cephesi: Rehber öğretmen, çocuktaki değişimi tespit edip aileyi defalarca uyardı ve tedbir alınmasını istedi. Aile cephesi: Uyarılar karşısında eylemsiz kalındı ve müdahale zamana bırakıldı. Saha gerçekliği: Telafisi imkansız eylem vuku buldu.
İşte enkaz, öğretmenin uyarısı ile ailenin eylemsizliği arasındaki o sağır edici boşlukta filizlendi. Müeccel kelamın, vaktinde eyleme dökülmeyen kararın toplumsal faturası, bedellerin en ağırı olarak kayda geçti.
Aynı istatistiklerin içinde ülkenin kılcal........
