menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital yoksunluk

42 0
06.09.2026

Bir bademin iç yapısını incelediğimizde, genellikle küçük bir kabuk, toprak ve emek unsurlarını gözlemleriz. Ancak, bu görünen unsurların ötesinde, su gibi görünmez bir bileşen de mevcuttur. Bu görünmez bileşen, bazen görünenlerden daha önemli bir rol oynayabilir. OpenAI CEO’su Sam Altman’ın yakın zamanda yaptığı bir açıklama, bu hususa dikkat çekmektedir. Altman, yaklaşık 38 bin ChatGPT sorgusunun, Kaliforniya’da bir bademin yetiştirilmesi için gereken su miktarına eşdeğer olduğunu belirtmiştir. Ancak, Altman bu bilgiyi ayrıntılı bir rapordan değil, hafızasından aktardığını ve kesin sayının farklılık gösterebileceğini ifade etmiştir. Uzmanlar, veri merkezlerinin su tüketimine ilişkin kamuya açık verilerin, bu türden kesin bir karşılaştırmayı doğrulamaya henüz yeterli olmadığını vurgulamaktadır. Veri merkezlerinin su tüketimi, merkezin bulunduğu bölge, iklim koşulları, kullanılan soğutma sistemleri ve gerçekleştirilen işlemlerin niteliği gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Buradan hareketle, asıl mesele badem değil, büyük bir toplamın küçük bir benzetmeyle ifade edilmesidir. Yapay zekânın görünmeyen maliyetleri, yalnızca su tüketimiyle sınırlı değildir. Veri merkezlerinin enerji tüketimi, soğutma sistemleri, cihaz üretiminde kullanılan madenler, kurulan altyapı ve bu altyapı aracılığıyla taşınan veriler de bu maliyetler arasında yer almaktadır. Tek bir sorgunun tüketimi önemsiz görünebilir. Ancak milyarlarca işlem bir araya geldiğinde, yalnızca teknolojik bir hizmetten değil, aynı zamanda suyu, enerjiyi ve doğal kaynakları sürekli tüketen küresel bir sistemden söz etmek gerekmektedir. Dijital sistemler, artık yalnızca kaynak tüketmekle kalmayıp, aynı zamanda insan davranışlarını da ölçmektedir. Kulağımızdaki cihazlardan bileğimizdeki saatlere kadar kullandığımız araçlar, hareketlerimizi, uyku düzenlerimizi, kalp atışlarımızı ve günlük alışkanlıklarımızı kaydedebilmektedir. Bu verilerin analizi, sistemlerin yalnızca ne yaptığımızı değil, aynı zamanda hangi koşullar altında nasıl davranabileceğimizi de tahmin edebilme yeteneğini artırmaktadır. Bu bağlamda, dijital çağın sermayesi yalnızca finansal kaynaklarla sınırlı değildir. Su, enerji ve veri, bu çağın temel güç unsurlarıdır. Su ve enerji, fiziksel kaynakları temsil ederken, veri ise insan davranışlarını anlama ve yönlendirme potansiyeline sahip bir güç kaynağıdır. Dijital çağda, ekranlar aracılığıyla sunulan bilgilerle sınırlı kalırız ve bu bilgilerin arkasındaki su, enerji, maden ve........

© Milat