Çayın anlamı değiştiğinde
Sultanahmet’e doğru yola çıkmıştım.
Günün içinde biriken düşünceleri biraz olsun susturmak, yarım kalan virdlerimi tamamlamak niyetindeydim. İnsan bazen bir yere gitmek için yola çıkar, başka bir yerde kendisini bulur. Ben de öyle oldum. Yol Nuruosmaniye’ye düştü.
Önümde ince belli bir bardak çay vardı. Çayın pürçekleri süzülmüş, rengi bardağın içinde ağır ağır koyulaşmıştı. Buhar yüzüme doğru yükseliyordu. Camın sıcaklığı parmak uçlarıma geçiyordu.
Sonra televizyondan bir ses geldi.
Ardından başka bir ses.
Sonra başka bir haber.
Birbirinden bağımsız kareler içinde dünya önümden geçiyordu. Hürmüz, İran, Amerika, savaş, petrol, gemiler, diplomasi…
Her kafadan bir ses çıkıyor gibiydi.
Tam o sırada burnuma yanık bir elektrik kablosunun kokusu geldi.
Bir an başımı çevirdim.
Çocukluğumuzdan kalan o ağır, keskin koku… Bir şey fazla ısındığında ortaya çıkan ve insana hemen “burada bir şey yolunda değil” dedirten koku.
Elimdeki çaya baktım.
Çayın kendisi değişmemişti. Benim çaya yüklediğim anlam değişmişti.
Belki de bazı günlerde dünyanın değiştiğini anlamak için haritalara değil, elimizde tuttuğumuz bardağa bakmak gerekiyor.
Son zamanlarda Türkiye’de olup bitenleri izlerken, yalnızca gündemin değil, kendi bakışımın da değiştiğini fark ediyorum.
Eskiden zihnimde kesin sandığım bazı şeylerden artık aynı kesinlikle emin değilim.
Bazı zamanlarda mesele sahip olduklarımız değil, önümüzde kaç ihtimal kaldığıdır.
Bir devletin dayanıklılığı yalnızca sınırlarının uzunluğu, ordusunun gücü veya ekonomisinin büyüklüğüyle anlaşılmıyor.
Bazen hayatın hesabı, bir yol kapandığında başka bir yolun olup olmadığı üzerinden yapılır.
Bu düşünce beni Nuruosmaniye’deki o masadan Hürmüz’e götürdü.
Bugün dünyanın en önemli geçişlerinden birinin etrafında yalnızca gemiler değil, devletlerin iradeleri de karşı karşıya geliyor.
İran, Umman’la Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemiler için yeni bir güzergâh haritası üzerinde anlaşmaya varıldığını açıklıyor. Tahran, bunun güvenli geçiş için yapılan teknik görüşmelerin sonucu olduğunu söylüyor. Aynı saatlerde Washington’dan gelen açıklamalar ise boğaz üzerindeki baskının sürdüğünü gösteriyor.
Bir tarafta geçiş yolları yeniden çiziliyor.
Diğer tarafta savaşın dili sertleşiyor.
Petrol piyasası bekliyor.
Ülkeler hesap yapıyor.
Dünya, bir su yolunun yalnızca sudan ibaret olmadığını yeniden hatırlıyor.
Çünkü Hürmüz’den 2025’in ilk yarısında günde ortalama 20,9 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçti. Bu, dünya petrol........
