Ateşkes mi? Tiyatro mu?
Günaydın aziz okurlar, sevgili "her söylenene inanan, sabah akşam televizyondaki o gravatlı budalaları dinleyen" vatandaşlarım. Bugün pazar. Yani o mübarek gün. Hani şu her şeyin güllük gülistanlık olduğu sanılan, ama aslında arka planda devasa kazıkların "diplomasi" adı altında yağlandığı o meşhur gün.
Konumuz, son günlerin en büyük tiyatrosu: Büyük ABD-İran-İsrail "Hadi Birbirimizi Yiyormuş Gibi Yapalım" ateşkesi.
Maşallah, 15 günlük ateşkes ilan edildi. Bizim yerli ve milli saftirikler yine "barış geldi" diye seviniyor, entellerimiz ise "stratejik derinlik" masalları anlatıyor. Oysa kazanan kim? Tabii ki o meşhur "Şionistler" ve "Siyonistler".
MOLLA'NIN "ŞİON"U MU, SİYON'UN "MİLYON"U MU?
Bakın şimdi size bir bilmece. Elimde iki grup var. Bir tarafta sakalları göbeğine inmiş, sabah akşam "Amerika'ya ölüm" diye bağırıp öğleden sonra İsviçre bankalarındaki offshore hesaplarını kontrol eden Tahran mollaları. Biz onlara artık "Şionistler" diyelim. Neden mi? Çünkü adamların serveti milyon değil, milyar da değil, artık "şiyon" basamağına ulaştı da ondan! Bu "şion" kelimesini ben uydurdum ama onların çaldığı rakamların yanında benim uydurduğum kelime bile çok "namuslu" kalır.
Öbür tarafta ise, "vatan, millet, Tevrat" diyerek Filistinli garibanı önce öldüren, sonra zeytin ağacını çalan, diaspora yardımlarıyla kendine Londra’da, Miami’de malikane bakan Tel Aviv’in o meşhur "Siyonist hırsızlar çetesi".
İkisi de aynı yolun yolcusu azizim. Biri "Velayet-i fakih" diyor, öbürü "ırk" diyor, ama ikisi de parayı görünce aynı hedefe koşuyor: İsviçre bankaları! Kur'an'dan ayet okurken offshore hesap numarasını ezberleyenlerle, Tevrat'tan pasaj geçerken diaspora fonlarını nasıl "iç edeceğini" düşünenlerin el sıkıştığı o karanlık dehlizlerdeyiz bugün.
İRAN MOLLASI VS. İSRAİL SİYONİSTİ: KİM DAHA GÜZEL ÇALIYOR?
Şimdi gelin bir kıyas yapalım. Bizim Tahranlı Şionist mollalar biraz daha "geleneksel" çalışıyorlar. Hayatı yaşamayı pek bilmezler. Üstlerinde o meşhur cübbeler, altlarında belki bir atleti bile olmayan gariban halkı "şehitlik" masallarıyla uyuturken; kendileri balya balya dolarları, euroları yastık altına değil, doğrudan Cayman Adaları’na istifliyorlar. Adamların para sayma makinesi bozulunca ağlıyorlar, çünkü hayatları para saymaktan ibaret. Estetik yok, keyif yok, sadece o "şilyonları" istiflemek var. Bunlar parayı biriktirmeyi sever ama harcamayı bilmezler. Parayı biriktirip üstüne kuluçkaya yatarlar.
İsrailli Siyonist hırsızlar ise öyle mi? Onlar........
