menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Temizlik değil kirlenmenin ifşası

9 0
27.04.2026

Ülkemizde uzun zamandır temizlik konuşuluyor. Oysa olan şey temizlik değil, kirlenmenin artık gizlenemesidir. Adliye dosyaları kabarıyor, hapishaneler dolup taşıyor. Ama mesele ne dosya sayısı ne de cezaevi doluluğudur. Asıl mesele, kirle yüzleşmek yerine onu taraflara bölüp normalleştirmemizdir. Bugün hep birlikte ekranlara bakıyor, manşetleri okuyor, kürsülerdeki konuşmaları dinliyoruz. Temizlik. Kimi "temizlik yapılıyor" diyor, kimi "operasyon" diye itiraz ediyor. Ama galiba hep birlikte temel bir soruyu ıskalıyoruz. Bu kadar çok temizlik konuşuyorsak, aslında ne kadar kirlendik? Çünkü temiz bir yerde temizlik bu kadar sık konuşulmaz. Her gün yeni dosyalar açılmaz. Görüntüler, paralar, şüpheler bu kadar sıradanlaşmaz. Demek ki mesele birkaç kişinin hatası değil. Bu, görmezden geldikçe büyüyen, normalleştirdikçe kök salan bir kirlenmenin sonucudur. Ama biz yüzleşmek yerine taraflara bölüyoruz. Çünkü bölündüğünde, herkes kendi payını görmemeyi başarıyor. Bir yolsuzluk haberi düştüğünde ilk soru hep aynı. "Kimden?" Eğer bizdense küçültülüyor, görmezden geliniyor, hatta savunuluyor. Karşı taraftansa büyütülüyor, genelleştiriliyor. İşte burada "benim hırsızım–senin hırsızın" anlayışı devreye giriyor. Bu, ahlaki çözülmenin en açık göstergesidir. Hırsızlığa karşı ilkesel duruş yerini taraflı tepkilere bırakıyor, hırsızlığa yönelik itiraz çoğunlukla karşı taraf söz konusu olduğunda ortaya çıkıyor. Oysa suç, failine göre değişmez. Aynı suça farklı tepkiler veriliyorsa, orada adalet değil aidiyet vardır. Bugün baskınlar, görüntüler, kayıtlar konuşuluyor. Kimi alkışlıyor, kimi karşı çıkıyor. Oysa üzerinde durmamız gereken asıl mesele şu. Bu görüntüler neden bu kadar çoğaldı? Çünkü cevap rahatsız edici. Bu sadece suç işleyenlerin değil, göz yumanların da meselesidir. Kir bir anda oluşmaz. Küçük tavizlerle........

© Milat