menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Genelkurmay Başkanı’nın İsmini Bilen Var mı?

24 0
15.04.2026

Artık seyyar satıcı değildik. Yıllarca omuzda damacana taşıdıktan sonra küçük de olsa bir dükkân tutmuştuk. Takvimler 2001’i, belki 2002’yi gösteriyordu. Yerimiz Bakırköy’de, Zeytinlik Mahallesi’ndeydi. Tren istasyonunun hemen yanı başı. Şehrin gürültüsüyle gündelik hayatın iç içe geçtiği bir nokta. O dönem Bakırköy sokaklarında belediye, arabalar karşılıklı park etmesin diye yolun iki kenarına uzun taş bloklar yerleştirirdi. Trafiği düzenlemek için yapılan bir uygulamaydı. Dükkânımız bir apartmanın altındaydı. Önünde küçük bir bahçesi vardı. İçeri girmek için birkaç basamak aşağı inmek gerekirdi. Bir gün babamla dükkânda oturuyorduk. Tam o sırada merdivenlerin başından yüksek bir ses duyuldu. Bağırıyordu. Henüz kapıya gelmemişti. Daha merdivenlerin başındayken sesi dükkânın içine doldu. Basamaklardan indi. Kapı açıldı. Uzun boylu, sert bakışlı bir adam içeri girdi. Daha selam vermeden doğrudan bana döndü. "Erdal, taşı sen mi yerinden oynattın?" Bir an duraksadım. "Hangi taşı?" dedim. "Bizim kapının önündeki taş vardı. Sen almışsın onu." "Evet," dedim, "kapıcı rica etti. El arabasıyla biraz ileriye taşıdık." Cümlem biter bitmez sesi yükseldi. "Alamazsın!" Bu bir itiraz değil, bir emirdi. Emekli albaydı ama karşımdaki kişi halâ görevdeymiş gibi konuşuyordu. Üniforma yoktu ama o üniformanın dili halâ üzerindeydi. Bu kişi bizim müşterimizdi. Binanın giriş katında oturuyordu. Aynı zamanda binanın yöneticisiydi. Yani gündelik hayatta selamlaştığımız, konuştuğumuz, normalde iyi ilişkiler içinde olduğumuz bir insandı. Emekli yargı mensupları ve emekli askerler de........

© Milat