Okul Zili Çalmadan Önce
Yazın son günlerine yaklaşırken evlerin içinde tatlı bir telaş başlar. Çantalar hazırlanır, defterler alınır, kıyafetler gözden geçirilir. Sabahları geç kalkmaya alışmış çocukların uyku düzeni yeniden değişir. Bir yandan okulun başlamasının heyecanı yaşanırken diğer yandan yeni bir dönemin getireceği sorumluluklar düşünülür. Kimi çocuk arkadaşlarına kavuşacağı için sabırsızlanır, kimi ise yaz tatilinin bitmesinden dolayı üzülür. Bazı çocuklar içinse okulun yeniden başlaması, kimseye kolayca anlatamadıkları bir kaygının başlangıcı olabilir.
Aslında okulların açılması yalnızca çocukların ders başı yapması değildir. Çocukların yeniden bir düzene, sorumluluklara, sosyal ilişkilere ve akademik beklentilere uyum sağlaması anlamına gelir. Bu nedenle yeni eğitim yılına hazırlanırken yalnızca çantaların ve kıyafetlerin değil, çocukların duygularının da hazırlanması gerekir.
Çünkü her çocuk okulun açılmasını aynı şekilde karşılamaz. Bir çocuk arkadaşlarına kavuşacağı için heyecanlanırken başka bir çocuk sınıfta yalnız kalmaktan, öğretmeninden, derslerde başarısız olmaktan ya da arkadaşları tarafından kabul edilmemekten korkabilir. Özellikle geçmiş eğitim döneminde akademik veya sosyal açıdan zorlanmış çocuklarda bu kaygılar daha belirgin hâle gelebilir.
Bazen çocuk bu kaygıyı açıkça ifade eder ve “Okula gitmek istemiyorum.” der. Bazen ise bunu doğrudan söylemez. Sabahları yataktan kalkmak istemez, daha çabuk öfkelenir, geceleri uyumakta zorlanır ya da okula gitme zamanı yaklaştıkça çeşitli fiziksel yakınmalar ortaya çıkar. Böyle durumlarda çocuğun davranışını yalnızca isteksizlik veya şımarıklık olarak değerlendirmek yerine, davranışın arkasındaki duyguyu anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü çocuklar çoğu zaman anlatamadıkları duyguları davranışlarıyla anlatırlar.
Fakat okulların açılmasıyla birlikte yalnızca çocukların kaygıları gündeme gelmez. Ebeveynlerin de kendi kaygıları vardır. “Bu yıl dersleri nasıl olacak?”, “Notları yükselecek mi?”, “Sınavlarda başarılı olacak mı?”,........
