Kamusal eğitimde laiklik, eşitlik ve çocuk hakları
Geçmiş yıllarda tarikat ve cemaatlerle protokoller imzalayıp, ÇEDES projesi kapsamında din adamlarına okulların kapısını açan ve diğer uygulamalarıyla laik ve bilimsel eğitimi dini referanslara göre dizayn etmeye çalışan Milli Eğitim Bakanlığı, Bakan Yusuf Tekin imzasıyla 12 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri konulu bir yazıyı 81 ile gönderdi.
Ramazan ayına yönelik Türkiye genelindeki 81 ildeki okullarda, gönüllülük esasına dayalı olarak planlanacak "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı eğitsel ve sosyal etkinliklerle öğrencilerin paylaşma bilincini geliştirmeyi, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmeyi amaçladıklarını belirten Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Müdürlüğü, okul öncesi, ilkokul ve ortaokul kademelerine yönelik Etkinlik Rehberleri kitapçıklarını hazırlayıp yayımladıklarını duyurdu.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın "değerler ve maneviyat" vurgusunu öne çıkaran bu yazısı; eğitim sendikaları ve veli dernekleri tarafından laik eğitim, eğitimde eşitlik ilkesi ve çocukların pedagojik gelişimi kapsamındaki etkileri nedeniyle eleştirildi.
Laiklik ilkesi ve okullarda gönüllülük tartışması
Laiklik, çağdaş demokrasilerin ön koşuludur. Düşünce, inanç ve din sorunları bireyler arasındaki ilişkilerin konusudur ve bu alan özgür olmalıdır. Devletin görevi de bireyler arasındaki alanın özgürlüğünü güvence altına almaktır.
Devlet, herhangi bir kişinin, grubun veya akımın kendi görüşünü, inancını başkalarına zorla kabul ettirilmesini önlerken, aynı zamanda mevcut iktidar mekanizmasının olanaklarını belli bir inanç, mezhep ve dinin hizmetine sunmamak durumundadır. Laiklik, bir inancın rahatsız edilmesini yasaklarken, hiçbir inancın da kamu alanını işgal etmesine izin vermez.
Ülkemizde, dinsel, etnik, kültürel ve inanç farklılığı olan toplum bireylerinin çocukları aynı okullarda, aynı sınıflarda eğitim görüyor ve aynı havayı teneffüs ediyorlar.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu yılki Ramazan ayı süresince okullardaki "gönüllülük" esasına dayalı olarak başlatacağı ifade edilen eğitsel ve sosyal etkinlik uygulamaları, çocuklar, aileler ve eğitimciler arasında sorunlara sebep olacaktır. Bu uygulamalar, Anayasa'nın laiklik ilkesine, Milli Eğitim Temel Kanunu'ndaki eğitimde eşitlik ve bilimsellik ilkelerine aykırıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, 1924 Anayasası'na 1937 yılında yapılan bir değişiklikle 2. madde olarak giren ve bugünkü Anayasa'da değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek olan laiklik ilkesini ve eğitim hakkını, uygulama esnasında ne yazık ki dikkate almıyor. Okul öncesinden itibaren başlatılacak olan dini içerik ağırlıklı bazı etkinlikler, çocukların pedagojik gelişimlerine de uygun olmayacaktır.
Normların belirlendiği, doğru ve yanlışın öğretildiği, kimliklerin şekillendiği, kabul görmenin ve dışlanmanın her durumda yaşanabildiği okullardaki etkinliklere her ne kadar "gönüllülük esastır" denilse de inanç........
