Dönüştürülmüş silah neyi ima ediyor?
Silah kaçakçılığı Türkiye kamuoyunun hafızasında araştırmacı gazetecilikle birlikte beliren ve uzun yıllar boyunca silinmeyen bir konu. 1970’lerin sonuna doğru başlayan siyasi şiddet döneminde kaçakçılar ve onların gizli servislere uzanan bağları başta Uğur Mumcu olmak üzere pek çok gazeteci tarafından deşifre edilmiş, resmi raporlara konu olmuştu.
Milenyumun başından itibaren şekillenen yeni bir eğilim bu hafızayı da canlandırıyor; “dönüştürülmüş silah”. Kuru sıkı ticaretiyle başlayan, Karadeniz’deki geleneksel atölye üretimiyle kesişen, giderek dünyaya yayılan bir saf şiddet aracı.
Gazeteci Hazar Dost’un Yeniköy’deki IŞİD saldırısında ortaya çıkan soruların peşine düşmesi, dönüştürülmüş silahların öyküsünü yasal düzenlemelerden, kolluk güçlerinin algısına, kaçakçılığa ve organize suçla bağına kadar pek çok katmanda ortaya koydu ve “Türk beşlerine” ulaştı. Bütün dünyaya dönüştürülebilir silah temin eden beş Türk şirketi ve markaları.
Ortaya çıkan bulguların gösterdiği ve onun ötesinde de ima ettiği pek çok şey var. Bu imaların yarattığı daha büyük sorular Türkiye’de giderek dal budak salan, sınır ötesine Avrupa şehirlerine ulaşan suç ekosistemi içinde cevaplanabilir. Bunun en önemli çıktılarından biri organize suçun kabuk değiştirmesiyle ortaya çıkan yeni nesil suç örgütleri. Silah ticareti ve dönüştürülmüş silahlar yeni neslin büyümesinde yasadışı bahis ve uyuşturucu kadar sürükleyici bir role sahip.
Anahtar aslında hala mevcut uygulamada gizli; kurusıkı silahlar piyasadan rahatlıkla elde edilebiliyor. Eskisi gibi internet satışları yok, ancak emniyet müdürlüklerinden alınacak “kurusıkı tabanca satın alma belgesiyle” silah satan dükkanlardan kolaylıkla temin ediliyor. Belge aynı gün çıkıyor! Bir sonraki adımda bu kurusıkı silaha yiv ve seti olan namlu........
