menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Batı'nın Türkiye İkilemi

16 0
16.07.2026

WASHINGTON— Çin’in hızla yükselmesi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, jeopolitik rekabeti küresel ekonomiyi şekillendiren temel unsur haline getirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın uzun yıllardır süregelen Amerikan dış politika yaklaşımını tersine çevirmesi ise bu belirsizliği daha da derinleştirdi. Böylece hem hükümetler hem de şirketler, giderek daha karmaşık hale gelen stratejik bir ortamda hareket etmek zorunda kaldı.

Ankara’da kısa süre önce düzenlenen NATO Zirvesi de bu yeni dönemin bir yansıması oldu. Zirve, jeopolitik ve güvenlik önceliklerinin diğer önemli politika hedeflerinin önüne geçebildiğini açık biçimde ortaya koydu. Bu durumun en belirgin örneği ise Batı’nın zirveye ev sahipliği yapan Türkiye ile ilişkilerinde görülüyor.

Türkiye uzun yıllardır NATO’nun yeterince takdir edilmeyen müttefiklerinden biri ve Avrupa ile Orta Doğu arasında kritik bir ekonomik köprü konumunda. Son yıllarda NATO ve Batı ile ilişkileri zayıflamış olsa da ülkenin benzersiz stratejik konumu onu ittifak açısından vazgeçilmez kılıyor. Avrupa ile Asya arasında yer alan Türkiye, dünyanın en önemli jeopolitik kavşaklarından birinde bulunuyor. Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan İstanbul Boğazı üzerindeki kontrolü ise Türkiye’yi, Rusya’nın sıcak denizlere açılan en önemli güzergâhının bekçisi haline getiriyor.

Türkiye; Ermenistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Yunanistan, İran, Irak ve Suriye ile kara sınırına sahip. Ayrıca Karadeniz kıyısında Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Ukrayna ve Rusya ile komşu. Yaklaşık 88 milyonluk nüfusu ve NATO’nun ABD’den sonra en büyük ikinci ordusuyla bölgesel bir güç konumunda bulunuyor. Ekonomik açıdan ise bölgenin önde gelen üretim ve lojistik merkezlerinden biri haline geldi.

İkinci Dünya Savaşı’nın büyük bölümünde tarafsız kalan Türkiye, savaş sonrasında NATO’ya katılarak Batı ittifakının bir parçası oldu. Daha sonra Avrupa Birliği’nin öncülü olan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na ortak üye olarak katıldı ve tam üyelik başvurusunda bulundu. Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) 2002 seçimlerini kazanmasının ardından üyelik süreci ivme kazandı. Ancak müzakereler yıllarca sürdü ve 2017’den sonra fiilen durma noktasına geldi. Bu gecikmenin önemli nedenlerinden biri, Erdoğan döneminde demokratik standartlarda yaşanan gerilemeye ilişkin endişelerin artması nedeniyle Avrupa Birliği’nin süreci ilerletme konusunda isteksiz........

© Karar