Küçük Sözler
ÖMRÜ iri sözler söylemekle geçmişti.
Şöyle yanlamasına oturur, derin nefes alır, etraftakileri inceden inceye süzer, beklentiyi yükseltirdi.
Çevrenin henüz hazır olmadığına kâni olursa susar, konuşmazdı.
Kurduğu cümlelerden sonra o derinden derine tavrını sürdürür biraz da müstehzi ve zafer kazanmış bir komutan edasıyla dinleyicileri incelerdi.
SÖZLERİNDE parça tesirli bomba etkisi olmasını isterdi.
Anlatacağı konu sıradan bile olsa dünyanın en büyük meselesi gibi takdim etmeyi önemserdi.
Büyüklenmeyi severdi. Bunu da sözleriyle yapardı.
SIRTINDA söz heybesiyle dolaştı durdu.
Kendini dinletti. Sorulara muhatap oldu. Onları uzun uzun cevapladı. Öyle ki soranlar bile verdiği cevaplardan bitap düşerdi.
İçlerinden keşke sormaz olaydık diyenler az değildi.
Büyük konuşmayı severdi. İlk kez bu meseleyi kendisi anlatıyormuş ve mühim bir konuyu açıklıyormuş havasına bürünürdü.
ZAMANLA sözler yoruldu. Kendisi de halsiz düştü.
Diline kelimeler konmaz oldu. Cümlelere yabancılaştı.
Merak edenlere “Kelimeler benden çekildi ben de onlardan” derdi.
“Sırtımdaki söz heybesi boşaldı artık” cümlesini de ilave etmeyi ihmal etmiyordu.
SONRA susmaya başladı.
Eski halini bilmeyenler ona “Suskun Âdem” diyorlardı.
Bense bu cümleyi küçük bir revizyona tâbi tutuyor........
