İçinden İnsan Taşan Kitap: Soylu Çehreler
BAZI kitaplar tenhadır. Sessizliğe dâvet amacı güder. Dünyanın dağdağasından ve telaşından muhatabını asude bir yamaca taşır. Kelimelerle hemdem eder. Kendisiyle halvete çağırır. Ki, bunlar çok mühimdir. Yabana atılamaz.
Esasen her kitabın temel maksadı da budur zaten.
İnsanı strese sokan, kaygılarını körükleyen, gizli travmalarını tetikleyen her hâdiseden beri tutarak bir nevi kelimelerle “Sessizlik tedavisi” uygular.
İÇİNDEN insan taşan kitaplar da vardır.
Bunlar “İçe açılmayı” başaranların bir nevi “Dışa açılımıdır.”
Sosyal altyapıya sahip olan bu nevi kitaplar muhabbetin telvesini tutarlar.
Kültür, sanat ve edebiyat mahfillerinin nabzını kişinin kalbine tutmasıyla eşdeğer bir işlevi vardır.
Gidemediğin yerlere götürür.
Duyamadıklarını işittirir.
Tanış olduklarınla muhabbetini tazelemene sebep olur.
Uzun samandır cemal cemale gelemedikleri yârenlere “Birikmiş selamların” toptan sunulması gerektiğini hatırlatır.
SOYLU ÇEHRELER eğitimci ve şair ağabeyimiz Mahmut Topbaşlı’nın aynı ismi taşıyan ikinci kitabı.
Merhum şair Yusuf Bilge’nin bir dörtlüğü ile okuyucusuna merhaba ederek başlayan kitap “Dostlar içtiması” özelliğini taşıyor.
Resmî geçit değil elbette yaptıkları…
Doğal, hayatın akışına mutabık, kültür, sanat, edebiyat ve hakikatle iç içe geçen bir gönül yolculuğu bu.
İçinden insan taşan bu kitabın sayfaları arasında dolaşırken gözüme kalem ve kelam ehli şu isimler tebessüm ediyor: M. Nuri Yardım, Recep Kabaş, İbrahim Bozbey, Halil Gökkaya, Hasan Zeki Çetinkaya, Durutürk Ertekin, Abdullah Akkaya, Ekrem Kaftan, Hamza Bekik, Özgür Çoban, Erol Kılınç, Ömer Gül, Ahmet Doğru, Emine Işınsu, İbrahim Metin, Nevzat Köseoğlu, Necdet Koçak, Galip Erdem, Cengizhan Orakçı, İlkay Coşkun, Ali Ağır, İnci Okumuş, Şerif Aydemir, Dilaver Cebeci, Abdurrahim Karakoç, Yusuf Dursun, Yusuf Samet Çakır, Abdullah Kucur, Halil Sert, Ahmet Kabaklı, Recep Seyhan, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Mehmet Ali Kalkan, Mehmet Niyazi Özdemir, Zekeriya Yılmaz, Funda Özsoy Erdoğan, Bestami Yazgan, Mahmut Bıyıklı, Fatma Ersem Yargıcı, Emine Savaş, Mücahit Kocabaş, Menekşe Özkaya Tutum, Şevket Ejder, Ümit Meriç, Durali Yılmaz, Turgut Tuna, Mehtap Altan, Ahmet Poyraz, Köksal Cengiz, Hayri Ataş, Fırat Kızıltuğ, Cemal Aydın, Mehmet Dumlupınar, Fatma Demirkaya, Ali Hakkoymaz, Halil Küçük, Şakir Kurtulmuş, Şerif Akbaba, Bekir Tuncer Salihoğlu, Nurettin Durman, Osman Olcay Yazıcı, Süleyman Doğan, İsrafil Kuralay, Muzaffer Doğan, Ahmet Dur, Şaban Sağlık, Dursun Ali Tokel, Ömer Lütfü Mete, Kadir Ünal, Müjdat Uluçam, İsmail Derici, Özkan Karaca, Nazif Gürdoğan, Bekir Cıla, Ali Parlak, Ozan Türkmen, Bahattin Karakoç, Nurullah Genç, Teoman Duralı, M.Ali Eşmeli, Mehmet Ali Kalkan, Mehmet Fatih Can, Nihat Öztoprak, Nermin Taylan Erkutlu, Osman Suroğlu, Muammer Erkul, Murat Sevinç, Mehmet Gürdaş, Celalettin Demirtaş, Mevlut Karaoğlan, Yavuz Bülent Bakiler, Bahattin Özkişi, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Ali Erdal, Beyza Nur Korkmaz, Mustafa Aydın, Ekrem Gül, Faruk Yılmazer, Mehmet Ballı, Şenol Tombaş, Hüseyin Söker, Mehmet Kamil Berse, Hüsrev Subaşı, İrfan Aksu, Mehmet Nazif Kurucu ve daha niceleri…
MAHMUT TOPBAŞLI iyi bir kalem. Velut bir yazar.
Vefalı bir dost ayrıca.
Bu kitapla bir kere daha anlıyoruz ki, hiçbir hatırayı unutulmaya terk etmek istememiş.
Hele de bunlar insanı insan kılan okuma, düşünme, yazma ve dost meclislerinde kıvam bulmaya yönelik ise üzerine titremeli.
Bir nevi “Edebiyat- hatırat tarihçiliği” de denebilir…
İSTANBUL edebiyat ve sanatın başkentidir.
Muhabbetin taşıp kaynadığı mahfilleri vardır.
İnsan buralarda cemiyet hayatına dair düsturları görerek, deneyimleyerek öğrenir. İrfan kültürümüzde “Usul ve erkân” veya “Edep ve erkân” denilir.
Usul zahiri edebi, bulunulan ortamda lazım gelen umdeleri içerir.
Erkân ise o meclisin görünmeyen mânevi dinamiklerini hesaba katarak nasıl davranılacağını kapsar.
Yani hem dış hem de iç uyum esas alınarak tevhide ulaşıp “Kemâle yürümeyi” ihtiva eder.
“Soylu Çehreler 2” kitabı dikkatle incelendiğinde kişiye “Zaviye” denilen “Cemiyette ahlaka uygun yaşama açısı” kazandırmaya matuftur.
Bir nevi “Edebiyat ve sanat meşki” olarak da tarif edilebilir.
İlmi eserlerin yanı sıra bu nevi kitaplar da yazılmalı ve okunmalıdır.
Gelecek nesillere emanet edilmesi gereken “Hayırhah tavırlar” kitabı olarak kayıt düşmek de isterim.
Var olasın Mahmut Hocam.
Diktiğin “Edep erkan” bayrağı her daim gönül burcunda dalgalansın.
