Ben Oraya İnmem
MERT bir arkadaşım var. Sivaslı. Heyecanı gözlerinden taşıyor.
Dost delisi desem yeridir. Zaman ve mekanla kayıtlı değil. Ne vakit ihtiyacınız olsa ses etmeniz kâfi. İki eli kanda olsa silip imdadınıza yetişir.
Hayırhah olduğundan bütün sevdiklerine aynı şekilde. Hızır acil denirse abartılmış olmaz.
Sizin sohbete kapı aralamanız yeterli. Muhakkak buradan içeriye girecek sorular bulur. Aklının ikna, kalbinin tatmin olması hemen mümkün olmadığından ek sualler peşi sıra gelir. Bu, zaten gereken bir husus. Zira, insanın duyduğunu, okuduğunu bir temele bağlaması şart.
Akıl, bağlamak, bağ kurmak demek ilgili bilgiler arasında. Bu örümleme olmadığında veriler birbirinden kopuk olacağından ulaşılan malumat kişiyi sonuca ulaştırmıyor. Yorumlama imkânı tanımıyor. Dolayısıyla tefekkür dediğimiz kanıta dayalı derinlemesine düşünmeye erişemez.
Ne gördüğünü yorumlayamaz. Ne sezdiğini hissettiremez.
Ağlamasının, coşmasının, üzülmesinin, kederdîde olmasının açıklanabilecek bir mânâsı kalmaz.
Ayrıca herkesin gördüğü kadarını gördüğünden, bildiği kadarını bildiğinden, hissettiği kadarını hissettiğinden vasatlığı aşamaz. Sıradan biri olur.
Hayat şaşırtır insanı. İnsanlar da öyle. Gözünüzün önünde olanı görmezsiniz nahif bir yürekten vareste........
