İnsanlığın İmtihanı Aksa Tufanı, Nedenleri ve Sonuçları…
7 Ekim 2023 tarihinde İslami direniş hareketi Hamas tarafından başlatılan ve "Aksa Tufanı" adı verilen operasyon, Filistin-İsrail çatışmasının hatta bir anlamda insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçmiştir. Operasyon, yalnızca askeri bir hareket olarak değil, aynı zamanda onlarca yıldır devam eden özgür Filistin mücadelesinin, insanlık düşmanı soykırımcı İsrail rejiminin gerçek yüzünün anlaşılması, batı dünyasının ikiyüzlülüğünün, İslam dünyasının duyarsızlığının (Direniş cephesi hariç) anlaşılması için yeni bir aşamaya taşınması olarak değerlendirilmelidir.
Bu olayın nedenlerini anlayabilmek için Filistin sorununun tarihsel arka planına bakmak gerekir. 15 Mayıs 1948’de İsrail rejimi BM’de devlet olarak resmen tanındığında İsrail, Filistin topraklarının yüzde 56 sına hakimdi. 1948 Arap-İsrail savaşı sonuçlandığında işgalci İsrail Filistin topraklarının yüzde 78’ine hakim oldu. Milyonlarca Filistinli evlerini yurtları vatanları terk etmek zorunda kaldı. 1967 savaşında Mısır'dan Sina Yarımadası'nı, Suriye'den Golan Tepelerini alan İsrail Doğu Kudüs’ü de işgal etti. Bu savaş sırasında İsrail toplam 400 bin Filistinliyi topraklarından çıkardı ve binlercesini katletti. İsrail’e 1973 savaşında yenilen Mısır 17 Eylül 1978’de İsrail ile Camp David Antlaşması’nı imzaladı. Camp David anlaşması ile birlikte İslam ülkeleri soykırımcı İsrail ile arka arkaya normalleşirken İsrail Filistin’de sürekli yeni yerleşim yerleri açarak ev ev bahçe bahçe işgalini genişletiyor ve Filistinlilere eşiz zulümler yapıyordu. Bu süreçte Filistinlilerde denizden nehire özgür Filistin için mücadelelerini arttırarak sürdürdüler. İşgalci İsrail Hizbullah’ın direnişi sonucunda 2000 yılında Güney Lübnan’dan, Hamas’ın direnişi sonucunda 2005 yılında Gazze’den çekildi. İşgalci İsrail 2007 yılında Hamas'ın Gazze'de yönetimi ele geçirmesinden sonra Gazze’ye ağır ekonomik ve siyasi kısıtlamalar getirdi. Zaman zaman her fırsatta Gazze’ye saldırarak çocuk kadın demeden katliamlar yaptı. Kısaca özetlediğim tüm bu olanları göz önüne alırsak Aksa Tufanı’nın nedenlerini anlamakta zorlanmayız diye düşünüyorum.
Aksa Tufanı'nın amaçlarını İslami direniş hareketi Hamas şöyle açıklamştı. Kudüs ve Mescid-i Aksa meselesi. Filistin davasını yeniden gündeme taşımak ve tutuklu takası
Operasyonun adının "Aksa Tufanı" olması amacının Mescid-i Aksa ile bağlantısını anlatıyor zaten. İşgalci İsrail'in Kudüs'teki uygulamalarına ve kutsal mekânlara Mescid-i Aksa yönelik müdahaleleri bu müdahaleler karşısında Müslümanların duyarsızlığı Hamas Gazze liderliğini böyle bir karara yönlendirmiş olmalı.
Operasyon öncesinde birçok Arap ülkesi soykırımcı İsrail ile İbrahim anlaşmaları ile normalleşme ve her türlü diplomatik ilişkileri geliştirme çabası içerisine girmişlerdi. Hamas, Filistin meselesinin uluslararası gündemde geri plana itildiğini düşünmekteydi. Aksa Tufanı'nın amaçlarından biri de Filistin sorununu yeniden dünya gündeminin merkezine taşımak Arap ve İslam ülkelerinin İsrail rejimi ile normalleşmesini engellemekti.
Hamas, tarafından İsrail hapishanelerinde bulunan binlerce Filistinli tutuklu konusu da operasyonun gerekçeleri arasında gösterilmişti. Hamas, ele geçirilen İsrailli rehinelerin ileride yapılacak tutuklu takaslarında kullanılabileceğini belirtmişti.
Aksa Tufanı, 7 Ekim’de Direniş Ekseni’nin bileşenlerinden biri olan Hamas’ın Gazze liderliği tarafından gerçekleştirildi. Operasyon kararı, Direniş Ekseni tarafından istişare ile alınmış bir karar değildi. Hamas’ın Gazze liderliği tarafından alınmış bir karardı. Operasyon sonrası ortaya çıkan gelişmeler Direniş Ekseni’nin nerede ise bütün bileşenlerinin bir şekilde savaşa katılımını zorunlu kıldı. Zira ortaya çıkan savaş Hamas’ın hatta Filistin’in tek başına yönetebileceği bir savaş olmaktan çıkmıştı.
Aksa Tufanı sonrasında Arap Birliği ile İslam İşbirliği Örgütü, hiçbir somut adım içermeyen söylemden ibaret pozisyonu ile İsrail’e dolaylı destek sunmuşlardı. Amerika ve Avrupa ülkelerinin İsrail lehine kurduğu denkleme karşı İslam dünyasında hatta dünyada Filistin lehine Direniş Ekseni’nden başka somut tavır koyan olmadı.
İsrail, Aksa Tufanı’nın ardından Gazze'ye yönelik geniş çaplı ölçüsüz hiçbir kural tanımayan hava ve kara operasyonları başlattı. Gazze’de tam bir soykırım gerçekleştirdi. Çoğu kadın ve çocuk olmak üzere yüz binin üzerinde insan katledildi. İki milyon insan evinden edildi şehir yakıldı yıkıldı yerle bir edildi. Gazze’ye insanı yardımın bile girişine izin verilmedi. Yüz binlerce insan açlığa mahkum edildi.
Aksa Tufanı sonrasında çatışmalar yalnızca Gazze ile sınırlı kalmadı. Lübnan'daki Hizbullah, Yemen'deki Ensarullah ve Irak'taki direniş grupları da İsrail karşıtı eylemler gerçekleştirerek Gazze ile dayanışma cephesini oluşturdular.
Aksa Tufanı Operasyonu ve sonrasında Gazze'de yaşanan savaş, İslam dünyasında büyük bir üzüntü ve öfkeye yol açmıştı. Müslüman halklar sokaklarda Filistin'e destek gösterileri düzenlerken, birçok İslam ülkesi de İsrail'i kınayan açıklamalar yapmış, ateşkes çağrısında bulunmuş ve insani yardım faaliyetlerini desteklemişti. Ancak bu kınamalar nedense hiçbir şekilde bir eyleme dönüşmedi. İran İslam Cumhuriyeti’nin İslam İşbirliği Teşkilatının toplantısında sunduğu İsrail ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi kara, hava sahalarının ve limanların İsrail’e kapatılması teklifi bile İslam ülkeleri tarafından ret edildi.
İslam ülkeleri sözde Filistin davasına sahip çıkıyorlardı. Ancak bedel ödeyecek hiçbir eyleme girmiyorlardı. Bedel ödemeyi göze........
