menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul Günlüğü (6): Suskun Balıkçılar ve Sessiz Mezar Taşları

8 0
20.07.2026

Hafta sonu Bebek sahili oldukça hareketliydi. Yürüyüşe çıkanlar, çocuklarını gezdirenler, çay içip manzarayı seyredenler ve vapurdan inen yolcular sahili doldurmuştu.   Kıyı boyunca dizilmiş balıkçılar, oltalarını sessiz bir sabırla suda tutuyorlardı. Kovaların içi istavritle dolup taşıyor, her çekmede sekiz-on balık misinaya diziliyordu. Arada, balığını satmaya çalışan birinin sesi yükseliyordu: “Olta balığı!”   Yağmurluklarını, çizmelerini, berelerini kuşanmışlardı; elleri oltada, gözleri denizde, öylece bekliyorlardı. İçlerinden birine yaklaşmak, sorular sormak isterdim: Ne iş yapar, haftada kaç gün balığa gelir, ortalama ne kadar tutar, satar mı, evine mi götürür?   Bir arkadaşımı bekliyordum; gözüm şehir hatları vapurundaydı. Ansızın beliriveren devasa yük gemilerinin geçişi hayret uyandıracak cinstendi; bakarken aklıma eski İstanbul düştü. Bir zamanlar Beyoğlu ve Galata’daki büyük mağazaların vitrinlerinde dünyanın dört bir yanından gelen eşyalar sergilenir, sonra yavaş yavaş İstanbullunun hayatına karışırdı.   Bu suyolu şehrin can damarıdır; dünyada ne icat edilirse edilsin, önce İstanbul’a uğrar. Haberler erkenden duyulur, yenilikler ilk burada kendine yer bulurdu. Küçük tekneler, vapurlar ve martı çığlıkları arasında şehir, medeniyetin, kültürün ve yaşamın buluştuğu bir sahneye dönüşürdü.  ........

© İnsaniyet