menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Miyav…

22 0
13.04.2026

Miyav desem… Susuzluğuma tercüme edilse Buluttan nem kapışlarım Bin dereden su getirirken bulutlar Rahmetle dolu/verse göğün gözleri “Yazık. Susuz kalmış zavallıcık!” Karmakarışıktan karla karışığa evrilse Kedi uykusundaki rüyalar Süte su katışlarım Bardaktan boşanırcasına geçse boğazımdan Kalbi sel/imin hayat dolusu Miyav harfi harfine ‘maviy’e çevrilse Semavi erzağa gark olsa Ezrak gezegenimin heybesi Mır mır edişimin gurultusu üstüne Gök gürültüleri devrilse

Miyav desem… “Azıcık azık!” Talebimi kabul etse arz, arş “Yazık. Aç kalmış hayvancık!” Boynuma ciğer assa yufka yürekli kader Ma/ma çiftliğinden sütlimana doğru Marş marş! Lafımla peynir gemileri yürüse Kuşluğa kurulurken av mevsiminin saatleri Gözkuşağımın renk cümbüşüyle kaplansa Yedi kat yer, gök, hafta Balık kavağa çıkınca Gözlerimi her dem bürüse

Miyav desem… Acı acı Acıma vizite kâğıdı sunsa acıma “Nasıl acı çekiyor canı! Acil servis açalım Acından öldürmeyelim hayvanı!” Hemşire eliyle onca biber Biberonca sürülse ağzıma Balçık dilimin tahvillerinden Bal çıksa Kamusa yatırılmış kelimelerin Harf harf acı baklası, rakam rakam acı kahvesi Kalmasa ağzımda, hatırımda Balık hafızamın tahlilleri(nden) bir şiirlik Kıl çıksa Hangi alçı beyaza çekebilir ki beytimi Kalbim, kalemim, hayellerim kırık Aklım çıkıksa

Miyav desem… Kesik kesik Duyum eşiğine serili kan kırmızı halılardan Ağrı kesiciler teselli buyursa Pare pare olma sırasına girerken yüreğim Dert sıradağlarım Kefenden sargı bezine sarılsa bedenim Tabutta gözünü açsa hasta Kara toprak altına Nur dağım zerre tecelli buyursa Kapansa gelip geçici heveslerimin dünya gözü Gelir gider hesaplarım, gelgitlerim Yalnız aşk acıyı/verse kalbime Sevda sızı/verirken gönlüme Şimşek çatlaklarından Yıldırım hızıyla süzülse sema Nur dağımın ışık yılları Göz aydınlığıma temelli buyursa

Miyav desem… Karıyla pamuk pamuk Yağmuruyla sicim sicim Veter veter/iner olsa gökler Yerleri iplemeyişime Dili hafifler batırıp Şu yaratığın kulağına yara tığı İğnelenmemiş öz(e)değişleri duyursa Beytullah sahiplense evlerden ırak Cami avlusuna terkedilmiş şu yâr/atığı İki iyilikten ikisi birden verilse AB şıklarından Ak/la karayı seçmelerime İçimin bayılmışlığını, aç gözümü Bereketinin önünde Hâkkın şapka çıkardığı Hak doyursa

Miyav desem… “A” niyetine Ağzımı kocaman açarak Elif’le varlık mı ayın’la yokluk mu çıkar? Âdemin boğaz kültüründen “Has”ta mıyım yoksa “has”ta mı? Ne bilsin hasta/ne? He/kim? Ha/kim? Keşke doktor göğsümün, boğazımın hırıltılı se/sini Noktası noktasına duyup da Sadece okunmayan eliften reçete yazsa Tavuk ayağı yemiş dilime Kefeniyle daksil çekse ölüm: “Kazın ayağı öyle değil.” Esirger miyim cik cik cüce ömrümü Devekuşları mezar(daki) kaz/sa Kuma gömsem bir Eliflik alfabe başımı Tutsa Seni görmeye, koklamaya, duymaya, tatmaya Ekili tohum La/le çiçek açsa vadesiz he/saptan Ne çıkar gözümün önü, dünyam kararsa Gelen ölüm kadar beyazsa

Miyav desem… Pisliğimi örtmek için kazınsa toprağın midesi Ke(n)di kendini yalamakla temize çıkamaz Pas/aklının kaşla göz arasında kir/pik yapan didesi Gönül gözeneklerini tıkayan kirlerim İstiğfar kan/alımdan tövbe tövbe aksa Davet alsam kirlenmeden temizleyenden Kirli çamaşırları ortaya dökmeyen temiz leğenden Çağırsa: “Pisi pisi” “Vema überriü nefsi” “Hiçbir şeyin yok” “Her şeye hazırlıklı ol”un arafında “Sağlık olsun”a gelse Sermayeyi kediye yükleyenler Dört ayağı üstüne düşse şiirim İlletim, gözümün yaşına ultra/sonla baksa

Miyav desem… “Mi mi mi” hecelemekten Öteye geçemese kekemeliğim “Mim”imi vekil kılsam dilime Yav/anlığımın velhasılını Bir Elif miktarı çekip Ya Hu! Ezeli Ebedi hamdine uzatsam Dizüstü çökertsem ilminin karşısında PC PC bilgisayarları Atılsam mouselerin üstüne Kedi olalı bir fare tutsam Süt dökmüş kedi gibi Sırnaşsam affediciciliğine, affı severliğine Hangi aslan krallığa göz dikebilirim ki Kulluğundan azatsam Sıçrasam kedi çevikliğiyle Şecerenin öncesi Evvel Sidre’nin ötesi Ahir kucağına Mahsur kalsam bir hilallik Mah surların ardında Farelerin cirit attığı yerlerde Ay/etlerinden gayrı doyumu unutsam

Miyav desem… “Sevesin” diye beni Önünde taklacı güvercinlere fark atsam Tüyü bitmemiş şiirimin yetim başına Taç etsen okşayan ellerini Ebu Hureyre dilinden avuçlarına Yumak yumak amen/tüyü bıraksam Arınsam bir silkelenişle Günahı üstümde kalmış kamustan İstifra etsem yalayıp yuttuğum tüy sıklet şiirleri Rakamların dokuz doğuruşu Kurban olsun doksan dokuz esmana Neyleyim dokuz canımı Canlar canına ıraksam Tırmık atsam cümle dilberin yüzüne Gönlümün iki tırnağı içine alıp adını Kısılmış gözlerle mırlaya mırlaya Bakakalsa şu külkedisi Nârı yakan cemalinin seyrinde Gayrı cennet gemilerini yaksam

1975 yılında Artvin ili Yusufeli ilçesi Esenyaka köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sincan İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. 1998 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazeticilik Bölümü’nden mezun olduktan sonra bir seneye yakın Sağduyu Gazetesi’nde muhabirlik yaptı. 2000 senesinde Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi’nde başladığı memuriyet hayatını halen daha sürdürüyor. Evli ve üç çocuk babasıdır. Orta derecede Türkçe bilmektedir.


© İnsaniyet