menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zırh

73 0
28.05.2026

Bir sokak kedisi beyaz olsa da bembeyaz kalabilir mi? Peki ya kalamasa, bu durum onun beyaz olduğu gerçeğini değiştirir mi diye düşündü Nasip Hanım. Belli ki onun duruluğunu ahmaklık zanneden bir güruhun içinde çamura bulanıp kalmıştı. Artık kimsesizdi. Varsaydığı iyi niyetli hayallerinin, aslında var olmadığı gerçeğiyle yeni yüzleşmiş suratında ise onarılmaz bir hüzün vardı.

Şelalenin suları akış debisini kaybetmiş, kenarındaki ıslaklık buzdan sarkıtlar oluşturmuş, dibindeki gölün donu yukarıdan inen suyun kuvvetiyle ince ince kırılıyordu. Etraftaki ağaçlar bazı yapraklarını dökmüş, bazılarını beyaz bir örtünün arkasına saklanmıştı. Bu görüntü Nasip Hanım’a avlunun ortasında karnında bıçakla boylu boyunca kefenlenip yatan yaşlı bir kadının son yolculuktaki halini anımsattı. Yaradan’a ölümü yarattığı için şükredip huzura daldı. Yüzünü elleriyle severken hissettiği taş soğukluğu ve yapış yapış ıslaklığa rağmen içinde yeni doğan bebek kokusunun ruha verdiği sakinlik vardı.

Tam o anda, ağaçların donmuş yapraklarını yara yara ilerleyen Hikmet Bey, civardaki dallara tutunayım derken kaydı ve Nasip Hanım’ın kabuk sertliğindeki yamacına düştü. Hâlbuki Nasip Hanım, zelzele olsa fark edemeyecek kadar zihniyle harp içindeydi. Başına gelenlerin muhakemesini yapmak üzere aklında bir mahkeme kurmuş, bildiği en kolay şeyi yapıp tüm hesabı kendine kesiyordu. Bir insan elleriyle kurduğu darağacında kaç kere sallar kendi bedenini? Başkalarına gösterdiği özen, intizam ve merhameti kendine göstermeye neden bu kadar imtina ederdi? Herkesin sicilinde faili olduğu en az bir cinayet yazarken, Nasip Hanım kendi ruhunun celladıydı belli ki.

Nasip Hanım, gökten sallanan uzun ince gözlü bir kuklaydı sanki. Ellerini zor bela çözmüş de ayaklarından urganla asılı gibiydi. Yaşama isteği belirsizdi lakin korkusu gözlerinden sicim gibi akıyordu, Hikmet Bey’i yanında gördüğü o anda.

Hikmet Bey kara kışta kaldık desene, dedi.

Nasip Hanım bu anlamsız söze anlam yüklemek istemeyecek kadar yılgındı. En düz yerinden alıp sözü, öyle duruyor, dedi. Hava mevsim normallerinin hakkını teslim edecek kadar soğuktu.

Hikmet Bey, bastığı yerden gövdesini ayırmakta zorlana zorlana hareket etmeye çalışıyor, dışardan bakıldığında bu eylem yürümekten çok sürünmeye benziyordu. Hikmet Bey’in tek varlığı, zırh gibi kuşandığı yuvası, devrilmiş bir ağacın irili ufaklı dallarının altında kalmıştı. Param parça oldu denilemezdi ama içine kar ve yağmur sızdıracak şekilde kırılmıştı.........

© İnsaniyet