Bir Kitabevinden Daha Fazlası: Akabe Kitabevi Esat Ayata ile Söyleşi
Çeyrek asrı bulan tanışıklığımıza binaen müsaadenizle size Esat Abi diye hitap etmek istiyorum. Esat Abi, merhaba. Sorularıma geçmeden önce birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Sizinle tanışmamız üniversiteye başladığım yıl oldu. Akabe’ye bir kış günü geldiğimi ve ilahiyattan Mehmet Çetinkaya Hocamızın buraya yönlendirdiğini dün gibi hatırlıyorum. Yıllar çabuk geçmiş ama buradaki hatıralarım hep taptaze, sımsıcak ve çok güzel sizin sayenizde. Allah razı olsun sizden, eşiniz Nezahat abladan, Enes ve Sümeyye’den…
İlk soruya geçeyim izninizle… Neredeyse bir ömür boyu kitapçılık yaptınız. Kitap aşkınız nasıl başladı? Kitap aşkı demek istiyorum çünkü sizin yaptığınız tam da bunu hak ediyor.
Akabe Kitabevi’ne ilk başladığım tarih 1978 Kasım ayıdır. Tezgâhtar olarak başladım. Kitaplarla ilk tanışıklığım da şöyle oldu: Hatırlanacağı üzere o yıllarda kitap çeşit olarak fazla yayınlanmıyor, yani günümüze kıyasla daha az kitap basılıyor. Kitabevinde genelde tefsir, hadis, tasavvufi kitaplar ve o dönemde çıkan dergi çeşitleri var. Dergilerin çok sattığı bir dönem oldu. Satış sayıları binleri bulan dergiler vardı. Şimdi dergi satışları çok düşük. Yine çok sayıda dergi çıkıyor ama bunlar internet üzerinden çıkıyor. Matbu olarak basılan dergiler maalesef çok az satılıyor.
Eskiden kitabevleri bir kültür aktarım yeriydi. Bu özelliğini hâlâ koruyanlardan biri de Akabe. Akabe bir kitabevinden, bir mekândan daha fazlası bizim için. Okuyan, düşünen, araştıran insanların buluştuğu, görüştüğü bir mekân oldu. Mesleğe başlarken bunları hayal etmiş miydiniz?
“Su akar, yolunu bulur.” derler. Bu işe başladığımda böyle bir düşüncem yoktu. Ama okuyucu sizi yönlendiriyor. Şunu söylemek isterim, okuyucuyu hiçbir zaman müşteri olarak görmedim. Hep bir dost, bir arkadaş olarak gördüm. Bir müddet sonra bakıyorsun çevrenizde bir okur kitlesi size geliyor, oturuluyor, kitaplar tartışılıyor, dergiler tartışılıyor, karşılıklı fikirler konuşuluyor, bu tavır kitabevini bir toplanma merkezi hâline getiriyor. Kitabevlerini dışarıdan bakan insanlar sizi esnaf, para kazanan birisi olarak görür ama kitabevleri bir ticarethane değil, okurların, kaygısı olan, düşünen insanların buluştuğu, bir araya geldiği mekânlar olarak düşünüyorum. Kitabevinin her bir köşesinde geçmişte yaşamış, köşe taşları olan birileri sizi misafir ediyor. İbn Arabi, İbn Sina, Farabi, Fuzuli, Baki, Mevlâna, Şeyh Galip vs.
Günümüzdeki kitabevlerinin durumlarını nasıl görüyor ve yorumluyorsunuz? Akabe’nin geleceği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Günümüzde kitabevleri üniversiteye hazırlık kitapları, çocuk oyuncakları, kırtasiye satan yerler hâline geldi. Kültür kitaplarını takip eden kitabevlerinde ise kültürü bırakıp üniversite hazırlık kitaplarına doğru bir kayma oldu. Bizim gibi kültürel kitapları takip eden kitabevlerinin sayısı azalmaya başladı. Dijital bir dünyada yaşıyoruz. Dünya o kadar küçük ki insanlar istediği bilgiye anında ulaşabiliyor. Dünyayı artık ceplerimizde taşıyoruz. Kitaplar oradan takip ediliyor, ayakkabı, giyim kuşam, yemek, aklınıza ne gelirse internet üzerinden alınıp satılıyor. Anadolu’daki esnafın, kitabevlerinin internetle........
