menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vicdanın Seyir Defteri: Sumud Filosu’nun Sessiz Çığlığı

13 0
19.08.2026

I. Çağrı ve Karar Dünya, ekranların soğuk ışığında Gazze’den gelen çığlıkları izlerken, içimdeki huzursuzluk artık yatağıma sığmıyordu. Bir tıp doktoru olarak şifa dağıtmaya yemin etmiştim; ancak sadece reçetelerle iyileşmeyecek bir yara vardı karşımda. Gazze’nin yıllardır süren kuşatması, vicdanımda her geçen gün ağırlaşan bir yüke dönüşmüştü. “Sumud Filosu”nun yola çıkacağını öğrendiğimde, bu sadece bir yolculuk teklifi değil, ruhumun adalet arayışına verilmiş bir cevaptı.

Riya olur korkusuyla bu niyetimi kalbimin en derin köşesinde sakladım. Yola çıkmama sadece iki gün kala yakın çevreme haber verdiğimde, gözlerindeki o karmaşık ifadeyi hiç unutmayacağım: Endişe ile harmanlanmış bir gurur. Dostlarımın “Seninle gurur duyuyoruz” fısıltıları, çantama koyduğum en değerli azıktı.

II. Hazırlık ve Mavi Vatanın Belirsizliği İspanya’nın güneşli kıyılarında başlayan hazırlık süreci, sadece fiziksel bir dayanıklılık testi değildi. Uluslararası hukuk dersleri, barışçıl direniş yöntemleri ve olası baskın anlarında korunması gereken o çelikten sükûnet… Ruhumuzu ve bedenimizi, Akdeniz’in hırçın dalgalarına ve karşı karşıya kalacağımız kuralsız güce hazırlıyorduk.

Gemiye bindiğimde, dünyanın dört bir yanından gelen bir insanlık mozaiğiyle karşılaştım. Gazeteciler, aktivistler, hukukçular ve benim gibi sağlık çalışanları… Farklı diller konuşuyor, farklı tanrılara dua ediyorduk ama kalplerimiz Gazze’den 1500 kilometre uzakta olsak da oradaki çocuklar için aynı ritimle çarpıyordu. Kaptanımız bir Hristiyandı. Bir akşamüstü, ben telefonumdan Kuran-ı Kerim dinlerken arkamdan........

© İnsaniyet