Mutfağın Lezzeti mi, Vitrinin Işığı mı?
Modern çalışma hayatının en eski tartışmalarından biri; işin mutfağında olmak mı daha değerlidir, vitrinde olmak mı?
Bir tarafta üretimin görünmeyen kahramanları vardır. Süreci tasarlayanlar, sorunları çözenler, gece yarılarına kadar emek verenler, yani mutfaktakiler. Diğer tarafta ise markanın yüzü olanlar, sunumu yapanlar, sahneye çıkanlar, alkışı toplayanlar, yani vitrindekiler.
İdeal dünyada emek ile görünürlük aynı kişide buluşur. Ancak gerçek hayat çoğu zaman böyle işlemez.
İş dünyasında değerin ölçülmesi, çoğu zaman üretilen katkının büyüklüğünden çok, o katkının ne kadar görünür olduğuna bağlıdır. Çünkü insanlar sonucu görür, süreci değil. Bir binanın mimarı unutulabilir ama açılış kurdelesini kesen kişi hafızalarda kalır. Bir projenin teknik mimarları aylarca çalışabilir, fakat başarı hikâyesi toplantı salonunda sunumu yapan kişinin adıyla anılabilir.
Bu durum adil midir? Tartışılır.
Ancak görünürlüğün kendi içinde ayrı bir emek gerektirdiğini de kabul etmek gerekir. Vitrinde olmak sadece fotoğraf vermek ya da........
