menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Herkes iyi yaşamak ister

11 0
19.04.2026

Yeryüzü misafirliğimizin en evrensel, en fiyakalı ama bir o kadar da içi en fazla boşaltılmış arzusu nedir diye sorsalar, hiç tereddüt etmeden “iyi yaşamak” derim.

Dünyanın hangi enlemine veya boylamına giderseniz gidin, insan denen o tuhaf mahlûkatın temel gayesi budur. Ancak iş, bu sihirli kavrama bir tanım getirmeye, o kof çerçevenin içini doldurmaya geldiğinde medeniyetlerin ve kültürlerin o acımasız fay hatları bir anda çatırdamaya başlar. Hele ki bizim gibi asırlardır Doğu’nun tevekkülü ile Batı’nın rasyonalitesi arasında sıkışıp kalmış, arafta durmaktan bacaklarına kara sular inmiş cemiyetlerde “iyi yaşama” tahayyülü, çoğu zaman bir trajedi, bir panayır çadırı komedisidir.

Bizim şarklı genlerimize işlemiş o geniz yakan “alaturka” hamasetimizin içinde “iyi yaşamak” dendiğinde akla gelen ilk şey, ne yazık ki estetik bir haz, entelektüel bir derinlik ya da insan olmanın getirdiği o dingin iç huzuru değildir. Bizde iyi yaşamak, komşuyu çatlatma sanatıdır. Daha büyük bir ev, daha parlak bir otomobil, kapısında altın varaklı aslan heykelleri olan zevksiz malikâneler ve kalabalıklar içinde atılan yüksek perdeden kahkahalardır. Dikkat ederseniz, bizdeki refah arayışı içsel bir tekâmül değil, tamamen dışa dönük bir gösteriş budalalığıdır. Cebindeki paranın, altındaki koltuğun ve giydiği markanın arkasına saklanarak varoluşsal sancılarını bastırmaya çalışan bir kasabalı kompleksidir bu.

Tarihsel serüvenimize, Osmanlı’nın o debdebeli ama bir o kadar da içine kapalı dönemlerinden Cumhuriyet’in sancılı modernleşme çabalarına şöyle bir uzaktan bakarsak bu tuhaf manzaranın köklerini rahatlıkla görebiliriz. Avrupa’nın Rönesans ve Reformasyon ile aydınlanıp burjuvazisini kendi üretimi, alın teri ve bilimsel aklıyla yarattığı o muazzam tarihsel sıçramayı biz ıskaladık. Matbaayı üç asır rötarlı almanın bedelini sadece........

© Haberton