menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasi maskeli haydut

11 0
04.01.2026

Dün yaşananlar, sadece bir devlet başkanının, Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun, Amerikan özel kuvvetleri Delta Force tarafından yaka paça alınıp bir suçlu gibi Amerika’ya kaçırılması olayı değildir. Bu, uluslararası hukukun tabutuna çakılan son ve en büyük çividir.

Gözümüzün önünde bir “devlet korsanlığı” yaşanıyor ve dünya, hipnotize edilmiş gibi bu trajediyi izliyor.

Amerika Birleşik Devletleri, yıllardır dünyaya pazarladığı o süslü “demokrasi” ambalajının içinden, kaba ve hoyrat bir sopayı bir kez daha çıkardı. Maduro’nun başına çuval geçirilip götürülmesi, aslında tüm egemen ulus devletlerin başına geçirilmiş bir çuvaldır.

Meseleyi sadece Maduro’nun kişiliği, yönetim tarzı veya hataları üzerinden okuyanlar, büyük tuzağa düşüyor. Konu Maduro’nun “iyi” veya “kötü” bir lider olması değildir. Konu, binlerce kilometre ötedeki bir devletin, kendisini “Dünyanın Başsavcısı, Hakimi ve İnfaz Memuru” ilan etme cüretidir. Hangi uluslararası yasa, Washington’daki bir yargıca, Caracas’taki bir devlet başkanını yargılama yetkisi veriyor? Hangi Birleşmiş Milletler kararı, Amerikan askerine başka bir ülkenin sarayını basıp adam kaçırma ruhsatı tanıyor?

Hiçbiri.

Bu, Roma Hukuku’ndan beri bildiğimiz “hukuk” değil; orman kanunudur. Güçlü olanın haklı olduğu, büyük balığın küçük balığı yuttuğu değil, bizzat akvaryumu parçaladığı bir düzen.

Hafızası zayıf toplumlar, bugünü “yeni” bir olay sanır. Oysa tarih, tekerrürden ibaret bir suç mahallidir. Takvim yapraklarını 1989 Aralığına, Panama’ya çevirin. O gün de “uyuşturucu kaçakçılığı” ve “demokrasi” bahanesiyle Panama’yı işgal eden ABD, Devlet Başkanı Manuel Noriega’yı aynı yöntemle, “paketleyerek” Florida’ya götürmüştü. Operasyonun adı neydi biliyor musunuz? “Just Cause” yani “Haklı Davan”.........

© Haberton