YOL AYRIMINDA, TERCİHLERDE, KARAR ALMADA YANLIŞLAR(3)
Geçen Haftadan Devam8.Siyasetçi: Vatanınıza milletinize hizmet etmek istiyorsunuz. Bunun için bir partiye üye oldunuz. O partiden gün ola harman ola misali milletvekili seçildiniz. Milletvekili seçilinceye kadar hayli masrafa girdiniz. Milletvekili maaşı yetmemektedir. Çünkü çok geleniniz gideniniz vardır. İşi düşen size gelir, siz onların işlerini halledersiniz bu arada onlar da sizi görürler. Bunu hak olarak görürsünüz. Bir gün bir kadın size yaklaşır, size biraz fazla yaklaşır, cilve yapar derken sizin rüşvet alırken veya yabancı bir kadınla uygunsuz ilişkileriniz çoktan görüntülenmiş, kasetler hazırlanmıştır. Bu görüntüler bir yerlerde arşivlenmiş olarak muhafaza edilir. Bu arada partiniz hükümette ise bir kanun çıkaracaktır. Bu kanun milletin hayrına değildir. Siz o kanuna hayır demek istersiniz. Bir gün size gelirler o görüntüleri kamuoyuna açıklamakla tehdit ederler, şantaj yaparlar. Siz mecburen boyun eğersiniz. Artık kıpırdayamazsınız, sizden istenen her şeyi yerine getirmek zorunda kalırsınız. Veya şantaja da gerek kalmadan parti disiplini gereği istemeseniz de çıkacak olan kanuna partinizin grup olarak istediği şekilde (hayır veya evet) demek zorunda kalırsınız. Yani siz aslında milletin vekili değil genel başkanın emrinde bir parmak kaldırma memurusunuzdur. Bu anlattığım kötü örnekler olanların binde biri bile değildir. Bu eleştirilere uyan çok insan var.
9.Medya Mensubu: Medyada bir yeriniz var. Toplumun dünya görüşlerini, siyasi görüşlerini din ve ahlak anlayışlarını zevklerini eğlence anlayışlarını tamamen değiştirecek müthiş bir gücünüz var. Bu gücünüzü bağlı olduğunuz grubun, ihale aldığınız veya işbirliği yaptığınız dış güçlerin isteği doğrultusunda kendi devletinize kendi milletinize ve hükümete karşı kullanmakta tereddüt etmiyorsunuz. Bağlı olduğunuz medya grubu bir üst akılla işbirliği yapmış ve üst aklın istediği şekilde milli ve manevi değerleri ve değer yargılarını yozlaştırmak aşındırmak saygın kişileri itibarsızlaştırmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Bütün değerleri altüst ediyorsunuz. Devletin sırlarını gazetecilik habercilik diye ortaya saçarsınız, Yurt dışındaki Türkmenlere giden yardımı engellemek için Türkiye teröre destek veriyor diyerek dezenformasyon yaparsınız. Bu yaptıklarınızın veya yapacaklarınızın karşılığı ihanet olduğunu bile bile bu gücünüzü tabii belli menfaatler karşılığında yapıyorsunuz. Bu yaptıklarınız saymakla bitmez. Medya dördüncü kuvvet olmaktan çıkmış birinci kuvvet olmuştur. Bu saydığım konumların hangisi olursa olsun ilkeli bir insan daima şu üç hususta tuzakla karşılaşabileceğini unutmamalıdır: Para, Kadın ve Şöhret veya MakamYukarıdaki misallere diğer meslek gruplarından da misaller çoktur. Aynı kalıp veya mantıkla yargı, emniyet ve ordu mensupları için de benzer yanlış işler uygulamalar çok fazladır. Kısaca bir makam ve mevki sahibi olunca o makamın verdiği yetkileri milletin hayrına değil kendi şahsi menfaatinize bağlı olduğunuz grubun locanın veya dış güçlerin üst aklın hizmetinde kullanmış olursunuz. İşte bunun adı ihanettir. Kıymetli okuyucu böyle söylemekle milletvekilliğini siyasetçileri bürokrasideki müdürleri ve medyayı hepten kötülediğimi düşünmeyin. İşlediğim konular yanlışlar ve ödediğimiz bedeller olunca bu olumsuz örnekleri ders almak için yazmak durumundayım. Buna karşılık vatanı milleti için çalışan gayret eden gerçekten çok insan da var. Onlar da asılsız mesnetsiz ve belli bir amaca yönelik olarak karalama kampanyalarına maruz kalıyorlar, yıpratılıyorlar. Türkiye’de ortalama bir cemaat mensubu yukarda yazdığım yanlışlardan uzaktır. Kendi ölçeğinde her cemaat her grup dinine bir hizmet üretmektedir. Bu cemaatlerin içinde çok sayıda değerli insanlar var. Bunların muhakkak ki başımızın üzerinde yeri var. Bütün bu olaylardan ortaya şu çıkıyor. İster kendi inisiyatifimizle veya irademizle olsun, ister istişare ile veya çevre baskısı ile vermiş olduğumuz kararlar sonucu bir yerlere geliriz. İşte bu geldiğimiz yerdeki durumumuz başlangıçtaki durumumuzdan çok farklı oluyor. Bunu şöyle açalım: herhangi bir makam veya mevki sahibi veya servet sahibi olmadan önceki kişiliğiniz, görüşleriniz, yaşayışınız olaylara bakışınız dini hassasiyetleriniz ile şimdiki durumunuz arasındaki farklar önemlidir. Bireysel olarak şahıs olarak irdelersek haram helal ayırımına artık dikkat etmiyorsunuzdur, namazı bırakalı çok olmuştur, Cuma namazlarını kılmadığınız zamanlar olur. Alkol rutine girmiştir. Hanımınız mecburen başını açmıştır.Görevinizi irdelersek, işini hallettiğiniz insanlar size hediye olarak daire verirler, yurt dışı seyahatlere gönderirler, altınızda sizin maaşınızla alamayacağınız lüks cip vardır. Çocuklarınız en iyi kolejlerde okurlar. Ve dahası. Ancak görevinizi yaparken de size hediye verenlerin yolsuzluklarının usulsüzlüklerinin üstüne gidemezsiniz. İlkelerinizi prensiplerinizi görevinizde uygulayamazsınız. Sizi oraya getirenler sizden karşılığını alırlar. Onların isteklerini reddetmeniz mümkün değildir. Çünkü sizin uygunsuz işlerinizin belgeleri görüntüleri kasetleri olduğu için isteseniz de o çarkın dişlilerinden kendinizi kurtaramazsınız. Bu arada sizden bir şeyler eksilmeye başlamıştır. O da sizin özünüz kimliğiniz kişiliğiniz idealleriniz daha önemlisi imanınız gitmiştir. İşte bu manevi felakettir. Dünya nimetleri fazlasıyla size verilmiştir ama altından kalkamayacağınız bir günah ve vebale girdikten sonra. Böyle bir durumla karşılaşmamak için o çarkın dişlileri arasında imanımızı, kimliğimizi ilkelerimizi muhafaza etmek mümkün olmuyorsa oralardan uzak durmak gerekir. Bütün bu yazdığım olumsuz durumlardan sonra devlette görev almayalım mı siyaseti solculara masonlara mı bırakalım diyecek olursanız tabii ki hayır derim. Çünkü siyaset peygamber mesleğidir. Başta Peygamber Efendimiz SAS olmak üzere Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Davut ve Hz. Süleyman AS hükümdar peygamberdirler. Dört halife efendilerimiz devlet başkanı idiler. Tanzimat’la birlikte 150-200 yıldır devlete hakim olan zihniyet yani rejim milleti zorla yönlendiriyor, biçimlendiriyor hükmediyor. Nihayet on yılı aşkındır millet devlete yön vermeye başladı. Ama henüz başlangıçtayız. Benim paylaştıklarım kötü örnekler maalesef çok olduğundan ve sonuç itibariyle yanlış kararlar neticesi olduğundan bu durumlara düşmemek için yazılmış uyarı yazılarıdır. Buradan çıkacak sonuç mücadeleden vazgeçmek kaçmak değil, kendini korumak, imanını ahretini geleceğini kurtarmaktır. Böyle bir mücadele için güçlü bir organizasyon gerekir. Bunun için sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ve iyi bir strateji gerekir. İyi niyet, samimiyet vatana millete hizmet aşkı, deha derecesinde zeki olmak, bilgili ve iyi donanımlı olmak yetmez. Çünkü bu mücadele bireysel değil, inanmış maddi ve manevi güçlü bir ekip bir kadro işidir. Bu kadro Ancak Allah için mücadele eden bir cemaat olur bir parti olur bir grup olabilir. Başka grupların ve toplumun da desteğini alırsa başarır. Kıssa: İsmini hatırlayamadığım bir sadrazamın çok hürmet ettiği ve sözlerinden istifade ettiği alim bir zat vardı. Bu alime arada bir uğrar, hal hatırını sorardı. Bu zatın hikmetli sözlerinden halkın da istifade etmesi gerektiğini düşündüğü için ona dedi ki’’ Efendim halkın içine karışsanız; halk da sizden istifade etse’’ dedi. O zat ‘’Olmaz’’ dedi. Sadrazam ‘’ Efendim bir istişare etseniz danışsanız’’ dedi. O zat ben danıştım dedi.’’Efendim kime danıştınız’’ diye sordu? O da affedersiniz ‘’B…kuma diye cevap verdi. Sadrazam kızardı. ‘’Nasıl Efendim?’’ dedi. Alim ‘’ Dedi ki bana ben dağlarda açan ve yemyeşil yaprakları olan bir çiçektim. Her gün güneşi görüyordum, böcekler kuşlar bana geliyordu. İnsanoğlu beni kopardı. Dövdü suya attı haşladı kaynattı. Beni macun gibi yaptı yedi bitirdi. Sonra da böyle necis bir pislik (gübre) olarak çıkardı dedi’’ diyerek cevap verdi. İnsanların arasına karışırsan akıbetin böyle olur diye ilave eder. Bir süre sonra o sadrazam bir iftiraya kurban gider, gözden düşer ve görevinden azledilir.AYETİ KERİME ve HADİSİ ŞERİFELERBu konu ile ilgili olarak düşündüğüm Kuran Ayetleri ve Hadisi Şerifleri paylaşmak istiyorum.Sakın zulmedenlere en ufak bir meyil duymayın, sonra size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (Allah tarafından da) size yardım edilmez.” (Hud: 11/113) ayeti bize bu dersi vermekte ayrıca Allah’ın yardımının zalimlerden uzak durmakta olduğunu belirtmektedir.Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir. (Nisa:4/10)Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez. (Maide:5/51)
“Kim bu ümmetin başına amir olarak geçtikten sonra adaletten şaşarsa, Hz. Allah onu yüzüstü cehenneme atacaktır.” .”(Camiu’s-sağir.c.1,hds:479)“Allah’a itaat etmeyene itaat olmaz.” (Camiu’s-sağir.c.1,hds:493)“ Hangi idareci, idaresi altında bulunanlara ihanet ederse cehennemdedir.” (Camiu’s-sağir.c.1,hds:497)“Yönetiminde bulunan kimselere merhamet etmeyen, yöneticiye Cenab-ı Hak, cennetini haram kılar.” (Camiu’s-sağir.c.1,hds:74)
Dostlar bu memleketin evlatlarını yarının iş adamı idarecisi ilim adamı hizmet eri olacak bugünün öğrencilerini; devlette üniversitede sanayide iş dünyasında yetişmiş insanlarının milli ve manevi değerlerimizden kopmuş, milletine yabancılaşmış olmaları büyük kayıptır. Hem kendileri için hem milletimiz için büyük kayıptır. Bu millet bu kayıplarla kendi içinden çıkan işbirlikçi ve hainlerle bugüne kadar zor ayakta kaldı, daha kalamaz. Çünkü çevremizde cereyan eden olaylar 100 sene sonra coğrafyamızda haritaların yeniden çizileceğini gösteriyor. Komşularımızın parçalanmış olduğunu, halklarının katliamlarla sürgünlerle perişan olmuş vaziyetini görüyoruz. İslam Aleminin ayakta kalan tek istikrarlı ülkesi güzel ülkemizin de içeriden dışarıdan kuşatılarak parçalanmak istendiğini diz çöktürülmeye çalışıldığını dikkatli olmasına gerek yok normal bir göz görebilmektedir. Bu şekilde devam edemeyiz. Bu nedenle ne yapıp edip yetişmiş ve yetişmekte olan nesillerimize sahip olmalıyız. Sonuç olarak yol ayrımında tercihlerde ve karar vermede hangi konumda olursak olalım yanlış yapmamaya dikkat etmeliyiz. İlke ve prensiplerimiz çerçevesinde kalarak herhangi bir şantaja maruz kalacak duruma düşmeden ama bireysel ama toplumsal olarak hayırlı kararlar alıp uygulamalıyız. Allah’a emanet olun.
Ayrıca Kadir Gecemiz mübarek olsun. Yüce Allah bizleri bu geceyi ihya edenlerden eylesin.
