Cebimde Yalnızca Bu Kadar Para Var – II
Somali Günlükleri – 13
Cebimde Yalnızca Bu Kadar Para Var – II
Bu günlük üç bölüm hâlinde yayımlanıyor; okuduğunuz ikinci bölümdür.
Ankara'da bir ev, günden güne bir yardım deposuna dönüşüyordu.
Bunun nasıl başladığını anlatabilmek için birinci bölümdeki o kıvılcıma dönmem gerekiyor: İmkânsız görünen yol, Mahmut'un Türkiye yolculuğuyla aralanmış; kalbimdeki kandil tutuşmuştu.
Plan görünüşte basitti: Mahmut Türkiye'ye gelene kadar ne bulunabilirse bulunacak, malzemeler Ankara ve İstanbul'da toplanacak, Mahmut da bunları diğer yüklerle birlikte paylaşımlı bir konteynere ulaştıracaktı.
Eşim Perihan, İstanbul'daki yeğenim İlknur, Ankara'daki yeğenlerim Semra ile Şule ve Almanya'daki yeğenim Sibel hiç vakit kaybetmeden harekete geçtiler.
Bu tamamen kişisel bir girişimdi. Ne ulusal çapta bir yardım kampanyası başlatmayı ne de büyük bir kuruluşu devreye sokmayı düşünüyordum. Etim ne, budum neydi? İş büyüdükçe sorumluluğunun, hesabının ve vebalinin de büyüyeceğini biliyordum. Yapmak istediğimiz şey biraz, Hz. İbrahim'in ateşine su taşıyan karıncanın gayretine benzeyecekti.
Ateşi söndüremeyeceğimizi biliyorduk.
Ama safımız belli olsun istiyorduk.
Sibel, Türk Sınıfı için bir projeksiyon cihazı ve yazıcı teminini üstlendi. Semra ile Şule daha çok lojman ve ev eşyalarına yöneldi; Ankara'daki toplama merkezi Semra'nın evi olmuştu. Onların evi bizim bir sokak aşağımızdaydı. Koliler, paketler ve çeşitli malzemeler orada birikiyordu. Emine ablam ile kız kardeşim Handan, çocuklar için çeşit çeşit takılar yaptı.
Ankara'daki evimizde ise Perihan, gönderilebilecek ne varsa tek tek gözden geçiriyordu. Sınıfta perde, örtü ya da masa örtüsü olabilecek şeyleri ayırıyor; evden çıkmayanı komşulardan istemekten çekinmiyordu.
Bir yandan da kaldığım lojman düşünülüyordu. Pencerelerde cam olmadığını söylemiştim. Bir de tuvalet ile banyonun önünde kapı yoktu. Koridorda bir tezgâha ihtiyaç vardı. Kaldığım yerin dışarıdan sürgülenerek kilitlenen kapısı yüzünden zaman zaman içeride kalma ihtimalim bile oluyordu. Mahmut buraya gerçek anahtarlı sağlam bir kapı yaptırmayı planlıyordu.
Bana gönderilen bazı eşyaları da kendim için değil, Türk Sınıfı'nda kullanmayı düşünüyordum. Nevresimlerden sınıfa perde, kitaplık raflarına ve masalara örtüler yapılabilirdi.
Eşim Perihan komşulardan ellerinde kullanmadığı elektrik süpürgesi bile istemişti. Süpürge karşı komuşuz Fatma Hanım'dan geldi.
Bu istek dışarıdan tuhaf görünebilir. Kampüs mescidini bilen biri için değil.
Mescit toz toprak içindeydi. Yerdeki çer çöpü elimle toplayıp avucumda biriktirdiğimi önceki günlüklerimde anlatmıştım. Beni gören çocuklar da yerden aldıklarını getirip avucuma bırakmışlardı; temizlik yaptığımı........
