Mahkeme bahane gündem değişiyor şahane
Geçen yazımda; “Mahkeme kararı, CHP içi bir iç hesaplaşmaya dönüştü. Her iki taraf da aylardır adeta içinde biriktirdiklerini dışa vurmaya başladı. Partiyi içinde bulunduğu kaostan kurtarmak ve bölünmesinin önüne geçmek gibi dertler, özellikle Özgür Özel ve ekibinde olmuş olsaydı iş buralara gelmeden rahatlıkla çözülebilirdi. Orta yol bulunabilirdi…”
Benzer kanaatim Kemal Kılıçdaroğlu için de geçerli…
Orta yol bulunmamasının arkasında yatan nedenlerden biri ve en önemlisinin de Özgür Özel cephesi açısından belediyelerdeki yolsuzluk, rüşvet, irtikap, metres kadro ve taciz iddialarının gündemden düşürülmesi olduğunu düşünüyorum.
Hem yeni partinin zeminini oluşturmak hem de belediyelerdeki pespayelikleri gündemden düşürmek için mahkeme kararını tanımama ve binayı boşaltmama görüntüleri bulunmaz bir fırsattı…
Özgür Özel ve ekibi, partiyi içinde bulunduğu kaostan kurtarmayı, bölünmenin önüne geçmeyi gerçekten dert etmiş olsaydı, iş buraya gelmeden çok önce orta yol bulunabilirdi.
Birkaç görüşme, birkaç uzlaşma cümlesi, belki de bir ‘parti büyükleri’ toplantısı…
Bunların hiçbiri tercih edilemedi, yapılmadı.
Yapılmadı çünkü ortada öyle bir niyet yoktu.
Aksine, gerilimi kontrollü biçimde tırmandırarak hem rakibi -yani Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini- zayıflatmak hem de kendi tabanını konsolide etmek tercih edildi.
Bu gerilimin asıl sebebinin, özellikle Özgür Özel cephesi açısından, belediyelerdeki o ağır iddiaları gündemden düşürmek olduğunu düşündüğümü belirtmiştim bunu biraz açmak istiyorum…
Yolsuzluk, rüşvet, irtikap, ‘metres kadro’ atamaları, taciz ve mobbing iddiaları…
Bunlar aylardır CHP’nin sırtında kambur gibi duruyor.
Her yerel seçim zaferinden sonra ‘halka hizmet’ nutukları atanların, kendi yönetimlerinde bu tür rezaletlerin konuşulması işlerine gelmiyor.
“Kararı tanımıyoruz, binayı boşaltmıyoruz” görüntüsü, hem yeni bir “direniş” efsanesi yaratmak hem de “dışarıdaki düşmanlara” karşı birlik çağrısı yapmak için ideal bir malzeme oldu.
Böylece belediyelerdeki skandallar ikinci plana itilecek, ‘asıl mesele’ parti içi iktidar mücadelesi gibi gösterilecekti.
Halk da “bunlar yine birbirine girdi” deyip geçecek, asıl meseleler unutulacaktı.
Oysa mesele o kadar basit........
