Hakan! Hamse...
Bulundukları odanın duvarındaki; (Fatih'in atı üstünde, Konstantinopolis'e girişini tasvir eden ve uzun yıllardır saray ressamı İtalyan Fausto Zonaro’ya ait olduğu zannedilen, ancak gerçekte Şehid Hasan Rıza Bey -tıklayınız-'e ait olduğu belgelenen) o meşhur tablonun önünde duran; devletin kadim hafızasının temsilcilerinden Enver bey ve devletin ruh köklerinin sırlarından Gürbüz Baba, iki kadim dost olarak yine biraradaydılar. Mezopotamya, Biladu'ş Şam ve Hicaz sözkonusu olduğunda tüm sürecin MR'ı, bu iki isim üzerinden görüntülenir ve raporlanırdı. Mavi gözlerini tablodaki; (surlardan atı üzerinde Konstantinopolos'a giren) Fatih'e odaklamış olan Enver Bey, sakin ses tonuyla yanında ki dostuna; günler önce Başkan Erdoğan'ın, Irak'la imzalanan Kalkınma Yolu Projesi'nin imza töreninde, Iraklı Ulaştırma Bakanı'nın kameralar önünde masadaki 5. anlaşmayı imzalamaktan kaçınması üzerine (anlaşmalardan beşincisine atfen) canlı yayında arapça ifade ettiği ''HAMSE'' kelimesini hatırlatmış ve kelimeden mülhem kavramsallaşan tanımların stratejik olanlardan birisinin (ehline malum kodlarını) duvardaki tablo üzerinden anlatmaya başlamıştı. (Sohbetlerine yakalayabildiğimiz yerden dahil olalım buyurun) (...) ''Pirim! Malumunuz, Efendimiz aleyhisselamın övüncü; aziz milletimizin medâr-ı iftiharı, atamız Fatih'in cenk yoldaşı olan o asil atının, soy ve cinsi ''El-Hamse'' idi. HAMSE; (Küheylân, Seklâvi, Übeyye, Hamdânî ve Maniki) cinsi, 5 asil soya ait saf kan atlara denilir. Bu atların sembolik anlamları; yetiştirildikleri coğrafya üzerinden çok mühimdir. Devlet geleneğimizde el hamse üzerinden Anadolu alt ve doğu coğrafyası halklarına; ''sizlerle güçlüyüz, varlığınız ve desteğinizle görevimizin başındayız'' mesajı verilir o coğrafyaların (hâmisi biziz) ''din-u devlet, mülk-ü millet, rızaenlillah, fi sebilillah emniyet ve selametiniz bize emanettir'' denmiş olurdu. Ve mağfur Sultan Fatihimizde ''HAMSE'' ye biner, seyr-ü sefer eder, cenkten cenge koşardı. Hamse cinsi saf kan at bizim için; bu toprağın ruhunu ve o beş kudret damarını birleştiren bir stratejiyi hatılatır daima. Bundan mülhem, Irak'la imzaladığımız o 5 anlaşma ve 1 milyon varil petrol akışı da; 1- Enerji, 2-lojistik, 3-ticaret, 4-askeri entegrasyon ve 5-jeopolitik merkez olmak üzerinden modern çağın adeta 'el-Hamse'sidir. Ve bu beş olgu, atımızın terkisindedir artık. Sultan Fatih'in o gün için, (karadan gemileri yürütmesi) ne kadar imkansız görünen bir tevessül ise; bugün Süveyş'in ve Hürmüz'ün tıkandığı günümüzde o masada atılan imza sadece lojistik hattı değil; Hint alt kıtasından, Umman ve Basra Körfezinden, Irak ve Türkiye üzerinden Akdeniz'e, bazı mihrakları kahredici bir koridoru da mühürlemiş ve tüm engellemelere rağmen imkansız olan bir aşama daha Rabb'imizin lütfuyla (gemileri karadan yürütürcesine) geçilmiştir. Bu hamle; Süveyş Kanalı'na alternatif olan Kalkınma Yolu'nu artık resmileştirmiş, Çin'in "Kuşak ve Yol" projesi ile ABD-İsrail eksenli "IMEC" (Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru) projelerinin karşısında üçüncü bir yol olarak, bizim tarafımızdan dünyanın önüne konulmuştur. Irak ve Türkiye'nin ana ortakları olduğu Kalkınma Yolu Projesi bildiğiniz üzere 22 Nisan 2024 tarihinde Bağdat'ta imzalanan 4'lü Mutabakat Zaptıyla, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'de (BAE) projenin resmi ortakları haline gelmiştir ve çeşitli Körfez ülkeleri de projeye yatırım ve finansman boyutunda büyük ilgi göstermektedir. Basra Körfezi'ndeki Büyük Faw Limanı'nı 1200 kilometrelik demir yolu ve otoyol ağıyla Türkiye sınırına, oradan da Avrupa'ya bağlayacak olan bu proje, Türkiye açısından çok önemli, çok katmanlı ve çok boyutludur. Sokullu'nun Hazara'da yapmak istediği Volga ve Don nehirlerini birleştirmesi niyetinde olduğu gibi bu kez Hind alt kıtasından Umman Denizi oradan Basra Körfezi artık Fırat'la kopmaz bir bağ kurmuştur. Bu bağ MEKKE ANLAŞMASI ile perçinlenmiş, Atlantik şemsiyesi altında Avrasya'ya uzanan elimizle hem tüm eksenlerin tam merkezinde ve hem de dışında olabilme parametrelerini yeniden belirlemiştir. Terörsüz Türkiye Projemiz içeriye değil aslında dışarıya bir mesaj taşırken, Türkiye bölgenin tek merkez-kaç gerçeği olmuştur. Daima........
