Umut
Öfkesi, koşuşturmacası, alın teriyle ıslanmış sokakları, sabırsız kalabalığı ve yaşamın sınırında nefes alan insanları yaşatmaya çalışan hekimlerin telaşıyla kent, yeni bir doğuma hazırlanıyordu.
Yemek tabaklarını masaya yeni bırakmış iki kişilik ambulans ekibinden telefonla gelen ihbarla, evde bir doğuma ivedilikle yetişmeleri emrediliyordu. Gerçekten bu bir emir gibiydi, hiç bir şey sormaya fırsat vermeden ‘evde acil doğuma yetişin’deniliyordu. Ekibin imkanları nedir, sorma gereği bile duyulmamıştı.
Yemekleri kaşıklamadan masaya bırakıp, telaşla ve aceleyle sürücüyle birlikte ambulansla adrese yol alırken, kafasında cevap bekleyen sorular ve katı gerçekler vardı.
Bir kadın, onca imkanın olduğu bu koca kentte, doğumu neden evde karşılıyordu?Aile, hastaneleri daha geneli bilimi ve tıbbı red eden bir aile miydi? Yoksa sosyal güvencesiz bir ailenin mi yardımına gidiyorlardı. Belki doğuracak kadını evde tutan yoksulluktu. Belki kadın kimsesiz biriydi ve çaresizliğinden evde doğumu karşılıyordu. Belki de hastaneye gitmişti. Doktor normal doğumolamayacağını, aileye bildirmiş, aile sezeryana karşı olduğu için eve gelmişti.
Ya da sezeryan olması gereken kadını, doktor ceza alma korkusu yüzünden, kadını alelacele taburcu etmişti.
Doğruluğu gerçekleşmesi yüksek tüm bu ihtimallerden kabul edemeyeceği, çekindiği, sezeryanmeselesiydi. Bu durumda evde doğumun riski büyüktü. Bir çok komplikasyon olma ihtimali vardı. Ve bunlardan dolayı soruşturma başlamadan bile tutuklanmak demekti.
Ambulans trafikte ilerlemeye çalışırken avukatı arayıp telaşla durumu iletti.
‘ Karşılaşmadığım bir durum. Ama sen resmi görevlendirmeyle gidiyorsun. Bir sorun olmaz. Ama hekimler ve doğum olunca bir şey diyemem. İyi ki sezeryana gitmiyorsun!’ diyordu avukatı.
Evet zor şartlarda, kent kalabalığında, acil olarak doğuma giden bir hekimdi. Ve olası sonuçlarıyla, karşılarına çıkarılma ihtimali yüksek yargı birimlerince iyi halin ve hafifletici sebeplerin dikkate alınmadığı, tavandan ceza alma riskinin yüksek olması demekti. Beklenen bir komplikasyon olan anaflaksiden........
