HAMBURGERLEŞEN SOFRALAR, UNUTTUĞUMUZ MUTFAĞIMIZ…
Yaklaşık bir aydır köşe yazmıyorum. Dört yazı geçti kalemimden. Bazen insanın kalemi susuyor, gündelik hayatın telaşı ve yaşananlar insanı biraz kenara çekilmeye mecbur bırakıyor. Şimdi yeniden yazmanın zamanı geldi.
Aslında yazacak çok şey vardı. Memleket meseleleri bitmiyor, gazetecinin gündemi hiç bitmiyor. Ancak bazen insanın biraz durup nefes alması, çevresine ve yaşadıklarına başka bir pencereden bakması gerekiyor. Ben de bu hafta yeniden kalemi elime aldım. Hem de hepimizin hayatının tam ortasında olan bir konu üzerine: Yemek.
Evet, yemek… İlk bakışta sıradan bir konu gibi görülebilir. Oysa yemek sadece karın doyurmak değildir. Yemek kültürdür, gelenektir, hafızadır, ekonomidir, tarımdır, turizmdir. Hatta biraz daha ileri gidelim; yemek, bir şehrin ve bir toplumun kimliğidir. Bir kente gittiğinizde o kentin tarihini yalnızca müzesinde, camisinde, kilisesinde, surlarında veya eski evlerinde aramazsınız. O kentin mutfağı da size geçmişini anlatır.
Diyarbakır'a gidip ciğer yemeden, meftuneyi tatmadan, kaburga dolmasını görmeden dönmek ne kadar eksikse; Van'a gelip otlu peynirini, kavutunu, keledoşunu, Van kahvaltısını tatmadan dönmek de o kadar eksiktir. Çünkü şehirlerin mutfakları, o şehirlerin parmak izidir.
BİR ŞEHİR HAMBURGERLE BİRBİRİNE BENZEMEMELİ
Ben Diyarbakır'da doğdum. Daha bir yaşındayken Van'a geldik. Çocukluğum, gençliğim Van'da geçti. Ailem Van'da. Ancak gazetecilik hayatımın önemli bir bölümünü Diyarbakır'da geçirdim. Yaklaşık 18 yıl Diyarbakır'da, 10 yıl da Şanlıurfa'da gazetecilik yaptım. Mardin'den Adıyaman'a, bölgenin birçok kentini yakından tanıdım. Bu nedenle bölgenin mutfağına da yabancı değilim.
Şimdi Diyarbakır'a baktığımda başka bir değişim görüyorum. Özellikle Kayapınar'da, Mahabad Bulvarı'nda, Mezopotamya Bulvarı'nda, Kamoşlu Bulvarı çevresinde yeni yeni mekânlar açılıyor.
Fast-food zincirleri…
Dünyanın başka yerlerinden gelen yemek alışkanlıkları… Elbette bunların tamamına karşı çıkacak değilim. İnsanlar istediğini yiyebilir. Farklı mutfakların şehirlerimize gelmesinde de hiçbir sakınca yok. Benim itirazım başka. Kendi mutfağımızı geri plana iterek, başkasının mutfağını öne çıkarmamıza itiraz ediyorum. Bir şehrin her köşesinde hamburgerci bulabiliyorsak ama o şehrin geleneksel yemeklerini yapan lokantayı bulmakta zorlanıyorsak burada bir sorun var demektir.
Diyarbakır'ın yüzlerce yıllık mutfak kültürü varken, gençlerimizin damak zevkini sadece hamburger, pizza ve makarna üzerinden şekillendirmemeliyiz. Çünkü dünyanın neresine giderseniz gidin aynı hamburgeri yiyebiliyorsanız, o şehirlerin birbirinden farkı ne kalacak?
Turist Diyarbakır'a neden gelecek?
Bir hamburger yemek için mi?
Turist, Diyarbakır'a geldiğinde Diyarbakır'ı yemek ister. Ciğerini, meftunesini, kaburga dolmasını, kibe mumbarını, içli köftesini, babaganuçunu, duvaklı pilavını, kuru dolmasını, lebenisini, nardan aşını tatmak ister. İşte bu nedenle Diyarbakır adına yapılan coğrafi işaret çalışmaları son derece değerli.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası'nın yürüttüğü çalışmalar sonucunda çok sayıda yöresel ürün........
