Siyah Beyaz Hayatları Renklendirmenin Yolu Nedir?
Arz düşük, talep yüksek olunca karaborsa ve önlenemez fiyat artışlarıyla mı başlamalı? Yoksa bir zamanlar kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyken; bugün başta saman olmak üzere 126 ülkeden 133 çeşit tarım ürünü ithal eden ülke durumuna neden düştüğümüzü mü irdelemili? Ya da bunu çiftçiyi, üreticiyi, köylüyü öksüz ve yetim bırakan yönetim erbabı neden düşünmez ya da çare bulmaz diye boşuna yanıt mı beklemeli?
Veya biz neden ay çiçeğini Moldova ve Bulgaristan’dan! Arpayı Fransa ve Danimarka’dan! Buğdayı Ukrayna ve Rusya’dan! Mısırı Rusya’dan! Pirinci Amerika ve Rusya’dan! Kuru fasulyeyi Meksika, Hindistan ve Arjantin’den! Nohutu Meksika ve Hindistan’dan! Mercimeği Kanada’dan alır olduk? Neden ürünlerimiz nüfusumuza yetmiyor? Neden üreticiyi toprağına küstürdük? Niçin yeşil alanları betona boğduk? Sorularına mı takılıp kalmalı?
Yoksa kaygı dolu korkular arttıkça, evlilikten eğitime, siyasetten partilere duygusal tükeniş ve kopuşların başladığını mı vurgulamalı? Yoksa toplumsal itibar azaldıkça! Gergin iklimi besleyen yaklaşımlar karmaşaya neden oldukça! Sorunlar geri plana atıldıkça! 3 milyon çocuğun evlerine ekmek götürmek için ter döktüğü görmezden gelindikçe! 13 yılda 862 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği unutuldukça! 4 milyon öğrencinin örgün eğitimin dışında olduğu yok sayıldıkça! Daha nelerin yaşanabileceğini mi tahmin etmeli?
Sorum ortaya: Artık şaşırmayacağımız ne kaldı?
Her sabah gözümüzü yeni haberlere açarak güne başlıyoruz. Sık sık ünlülere yönelik, daha sık yerel yöneticilere yönelik ev baskınlarından, şafak operasyonlarına! Siyasilere yönelik karalama kampanyalarından halkın zar........
