Satılan Köprü ve Otoyollar, Borç Fırtınası, Çıkmaz Sokaklar…
Bir yanda toplam servetten çok büyük pay alan, sınırsız ve sorumsuz harcayan küçük bir azınlık; diğer yanda sınırlı geliriyle zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlananlar, borç fırtınasıyla cebelleşenler, hayat pahalılığı altında ezilenler, çıkmaz sokaklarda giderek yoksullaşanlar, yüksek faiz, düşmeyen enflasyon, artan ağır vergiler ve üretimden uzaklaşan ekonomi yüzünden alım gücü giderek azalan milyonlar... Bu sisli ve bulanık veriler, gören ve duyanlar için tam bir alarm tablosudur.
Bir yanda yerli üretimi bitiren ithalat, diğer yanda binbir zahmetle üretilen ve elde kalan her çeşit gıda maddesi... Her yanda gözün gördüğü, gönlün istediği, aklın kaldığı ancak bütçenin elvermediği, cüzdanın yetmediği, hedef ve kapsam belli olmadığı için endişenin, kaygının egemen olduğu bir toplumsal ruh hali…
Bu iç acıtan girişten sonra sırada yüz güldüren, iç açan haberler de var kuşkusuz! Örneğin dizi ihracatımız 1 milyar doları aşmış durumda. Eloğlu işini gücünü bırakıp bizim dizileri izliyor, bilmediğini öğreniyor, merakını gideriyormuş.
Yine Türkiye sağlıkta dünya üssü olmuş, 3 milyar dolarlık gelir kaydedilmiş. Ülkemiz küresel sağlık turizminin merkezlerinden biri haline gelmiş. Böylece sağlık alanında farkını fark ettirmiş. Eloğlu başta saç ekimi olmak üzere her türlü sağlık gereksinimi için bizi tercih eder olmuş.
Bir yanda sevinç, diğer yanda hüzün…
Bu arada toplumsal tabloya bakınca; neler olup bitiyor diye merak edenler var, bundan sonra neler olacak diye kaygı duyanlar var, olup bitenlerin farkında olanlar var, farkında olmadan durup bakanlar var, hiç farkında olmayanlar var, "bana ne" dercesine kıyısında dolananlar var, "ben de........
