Emeğin ve Yeteneğin Un Ufak Edildiği Günümüzde Gel de Yazma… (2)
Gücünü, tutkusunu, yerelliğini, evrenselliğini, tarih bilincini, çağdaşlığını, cömertliğini, öncülüğünü bütünleyen, onaylatan, dönmeyen, dönüşmeyen aydınlarımızı nasıl yazmazsınız?
Benliğiyle, kimliğiyle, sevinciyle, üzüntüsüyle, umuduyla, yalnızlığıyla baş eden, öncü ve örnek olan, içinde fırtınalar koparken dışarıya yansıtmayan, duvarın arkasında dururken bile öz denetime sahip olan, üreten, dostluklara önem veren, kırgınlıklarını saklayan, eleştirilere açık olan geniş yürekli kişileri nasıl anmazsınız?
Yine içimizi döktüğümüz, üzüntümüzü, derdimizi, coşkumuzu, umudumuzu, tasamızı, telaşımızı paylaştığımız, çaktırmasa da anlayan, yol gösterip arka çıkanları nasıl paylaşmazsınız?
Emeğe, bilgiye, birikime, kültüre, yeteneğe değer veren, köşe dönmeciliğe, soyguna, talana, ranta, çıkara, üretimi öteleyip tüketimi önceleyenlere arkasını dönen, nedenini nasılını açıklamaya çalışırken kahkaha ve gözyaşları arasında gidip gelen, dostluklara sarılan ve önem verenleri nasıl hatırlamazsınız?
Bazen öğretmen, bazen öğrenci, her daim usta -çırak olanlar…
Söyledikleri kadar söylemediklerinin de ardında duran, sessizliğine bile anlam yüklenen, yüzünün, bakışının, duruşunun gerisindeki mesajı kavradığımız, evini, yüreğini, arşivini notlarını önümüze sermekten kaçınmayan, bazen öğretmen, bazen öğrenci, bazen usta çırak, bazen dost/arkadaş olanlara nasıl sahip çıkmazsınız?
Ülkenin ve dünyanın sorunlarına ilgi duyan, gündemi izleyen, okuyan, yorumlayan, tartışan, değerlendiren, malda- mülkte gözü olmayan, ama kültüre özenen ve........
