Bazı Sözler Bazı Dönemlere Yakışmaz ve Yapışmaz…
Gelelim kısa bir ufuk turuna; Şafak operasyonları, okullardaki silahlı, bıçaklı saldırı ve ölümler, atanan kayyumlar, siyasi transferler, ardı arkası kesilmeyen kadın cinayetleri derken her güne yeni bir gündemle başlıyor, her gün bir önceki günü aratır hale geliyor, bu hıza yetişmek başımızı döndürüyor, sinirlerimizin sınırlarını zorluyor, dolayısıyla toplumsal öfkenin artması sonucu; öfke yorgunluğa, yorgunluk çaresizliğe, çaresizlik arayışa ve kaçışa itiyor…
Oysa demokrasilerde çare ve test sandıktır, halk iradesine saygıdır, eleştirilere tahammüldür, soruları yanıtsız bırakmamaktır, “bize güvenin!” sözünün içini doldurmak, hakkını vermektir. Çünkü siyasal tutarsızlıklar, çizilen zikzaklar, kesin ve keskin açıklamalardan sonra tam tersi uygulamalar halkı siyasetçiden ve sandıktan soğutur. Gençlerde geçim kaygısı, sosyal güvensizlik, işsizlik, öfkeyi, isyanı, tetikler…
Bir yanda Fransa’da sokağa çıkan 160 bin liseli öğrenci, diğer yanda Arnavutluk ve Almanya’da sokağa dökülen gençler ve onlara halkın ve yöneticilerin desteği gözlerden kaçmıyor. Ve İsrail’in Filistin’de öldürdüğü 21 bin 500 çocuğun yarattığı vahşet yürekleri kanatıyor…
Bize gelince bir yanda artan okul baskınları nedeniyle; Hem öğretmenler, hem idareciler, hem öğrenciler, hem aileler tedirgin ve çaresiz. Diğer yanda İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Raporuna göre; Eylül ayında 8 çocuk işçi, 226 yetişkin işçi çalışırken, 2026’nın ilk 9 ayında iş kazalarında 1736 işçi hayatını iş başında kaybediyor…
Bu arada yoksullara sabır, gençlere şükür, kadınlara fedakarlık öğütleyenlerin sayısı durmadan artıyor, olup bitenler karşısında sorular beynimize üşüşüyor. (Sorulara cevap alamıyoruz, o ayrı!) Acaba şafak baskınlarından ve operasyonlarından sonra sıra zihin operasyonuna mı gelecek?
Eylül 2026 itibariyle; Cezaevi sayısı........
