'Hayatın Bir Kısmı Teessür, Bir Kısmı Teessüf, Birazı da Tebessümdür'
Yıllarca susan ya da susturulan, yok sayıldığı için tüm duygularını erteleyen, günün birinde “yetti artık!” deyip ayağa kalktığında şaşırtan, ritmi değiştiren ve o günü yaşamının dönüm noktası sayanlar yok mu? Bugün onları konuşalım…
Değeri verdiğinde değil, geri çekildiğinde anlaşılan; sessizliği ve yokluğuyla varlığının ne anlama geldiğini geç de olsa kanıtlayan; bazı gerçekler o çekildikten sonra ortaya çıktığı için çevreden gelen tepkileri ya da şaşkınlıkları şaşırmadan karşılayanlar yok mu? Bugün onları konuşalım…
Yine içimizde biriktirdiğimiz, muhatabını bulamayan, çözümlenmemiş sorunlarımızın nelere yol açtığını; kapatamadığımız boşlukların hangi kararları almamıza neden olduğunu; yüzümüzdeki derin çizgilerin ardındaki nice öyküleri, keşkeleri konuşalım…
Yetinmeyelim. Güçlü ve mutlu görünme çabasının zorlu bir süreç olduğunu, yetenek hatta sanatsal bir beceri gerektirdiğini, açık kapı bırakmanın o alanda yeri olmadığını konuşalım…
Ve unutmadan; sessiz kabullenişlerin, ağlama duvarına dönüşlerin, her yeni gün karşımıza yeni soru işaretleri ve sorunlar çıkaracağını, yenilerini katacağını; depoda kilitli tutulan, yıllarca üstü örtülen ve yürek bagajlarında bekletilen imdat çığlıklarının yorgunluğa, tükenmişliğe, bıkkınlığa, yaşamdan tat almamaya yol açtığını konuşalım…
Sorunun düşmek değil, düştüğünde neye tutunacağını bilmekle çözüleceğini; kalkmanın yollarını bulmanın sabır, tahammül, özveri gerektirdiğini; karanlığın yanında ışığın, siyahın yanında beyazın da olduğunu; ne istediğini bilmek kadar neyi istemediğini bilmenin de önemini; körü körüne kabullenmenin artı ve eksilerini; kişiyi yoranı değil rahatlatanı, eksilteni değil tamamlayanı bulmasının yolunu yordamını........
