menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadınlara moda işkencesi!

70 0
01.03.2026

Haber kanalları içimi karartırsa, ki genellikle karartır, hemen “Moda” kanalına geçerim. Tabii ki amacım yeni akımları, giysileri öğrenmek değil.

Pahalılık, savaşın tamtam sesleri, atmosferin kirliliği, mikroplastik sorunu, açlığın tehdidi, susuzluk…

Niyetim, bu karmaşa içinde dünyanın en güzel kadınlarını seyrederek, kararan ruhumu biraz olsun aydınlatmak.

Bu kadınları görünce, Tanrı’nın haksız tutumuna sitem edebilirsiniz!

Moda, bence dünyanın en büyük gücüdür!

Atom bombasından bile güçlü diyebilirim!

Ondan beslenen o kadar çok endüstri vardır ki, bu yüzden o ne derse o olur.

Dediğim dedik misali!

Başta kadınlar olmak üzere, dünya, onun emirlerini bekler.

Dünyanın para babalarının arasında, moda imparatorlarının sayısı oldukça fazladır.

Bu yazıda moda-kilo ilişkisini irdelemeye çalışacağım!

Modanın ibresi, uzun zamandan beri zayıflık hedefine yönelmiş durumda. Her şey illa ki zayıf olacak.

Yani bir deri bir kemik! Kaburga kemiklerinin tek tek sayılması makbul.

Onun için iradeleri de zayıflatmak lazım!

Bu dayatmayı kırmak mümkün mü?

Bu konuda, içimde az da olsa bir ümit var.

Piyasa zayıfa doyarsa, moda hızla balık etine dönüş yapar mı acaba!

Umuyorum. Bu büyük işkencenin mutlaka bir sonu olacaktır!

Örneğin, bir zamanlar kadın-erkek herkesin giydiği İspanyol paça pantolonlar, yeniden moda olmaya başladı. Daracık taytların yenini yüksek belli, geniş pantolonların aldığını görüyorum.

Bence hayır. Dar taytlar, düş gücümü daha çok tahrik ediyordu!

Babamın ip kalınlığındaki kravatları, şimdi modacıların tekrar gözdesi haline geldi. Beatles’ın siyah botları, özellikle erkeklerin en çok tercih ettiği ayakkabılar.

Çiçek desenli, uzun yakalı gömlekleri hararetle bekliyorum.

Başka örnekler de vardır ama, aklım fazlasına basmıyor!

Bu yazının derdi, moda dünyasınca aforoz edilen şişmanlık.

Şişmanlık, binlerce yıldan beri, başta kadınlar olmak üzere, insanlığın en önemli sorunlarından biri.

Avcı-toplayıcı dönemlerde, av peşinde koşmak erkeklerin, mağaralarında çocuk büyütmek kadınların işiydi. Beslenme yetersiz olduğu için, hareketsiz kadınlar öyle aşırı kilo almıyorlardı ama yine de balık eti sınırındaydılar!

Yani, diyetisyenlerin lanetlediği buğday ve pirinç, tarlalarda henüz filizlenmemişti!

KİLO ARTMAYA BAŞLAYINCA

Yerleşik toplum yaşayışıyla birlikte kadınların kilosu da arttı.

Kilolu kadın, bereketin ve gücün simgesi oldu.

Binlerce yıl önce yapılan, memeleri ve göbeği sarkmış, bacakları boğum boğum olan tanrıça heykelleri, o dönem şişman kadın imajının ne kadar değerli olduğunun kanıtıdır.

Bunlardan biri de bol memeli, şişman Bereket Tanrıçası Kibele’dir.

Yani bir kadının, doğurgan olması, bereket saçması için kilolu........

© Gazete Pencere