KİTAP VE KÜTÜPHANE VE HAYAT
"Babam bana kitap oku demedi
fakat onun elinde hep kitap gördüm."
(A. Ali Ural; Raf Ömrü)
“Kitabı yeniden gündemimize almak durumundayız.
Kitapla olan dostluğumuzu güçlendirmeliyiz.
Kitaba verdiğimiz değer, evimizde günlük yaşantımızda tuttuğu yerle anlam kazanmalı. Çocuklarımıza okumanın önemini anlatabilmeli, onları kitapla buluşturabilmeliyiz...
Çocuklarımıza kitapla dost olmayı kendi dostluğumuzla gösterebilmeliyiz."
(Şakir Kurtulmuş; Kültürün İzi)
Her yıl Mart ayının son pazartesi günü ile başlayan haftada kutlanan “Kütüphane Haftası“ bu yıl “İyileştiren Kütüphane” teması ile 30 Mart- 5 Nisan arasında kutlanıyor. Kütüphane haftasında, kütüphanelere ve kitaba ilgiyi arttırmak ve okuma bilincine katkı sunmak amaçlanır. Peki, ülke olarak bu konuda ne durumdayız? Rakamların bu konuda bize söyledikleri arasında çelişkili durumlar olsa da “kitap okumuyoruz” kanaatinin aksine “gün geçtikçe kitaba ve okumaya dair oranları artıyor” yaklaşımı da var.
Rakamları bir tarafa bırakarak bir gerçeği ortaya koyalım: Kitabın okunmadığı toplumların, kitaba dokunmayan, kitapla temas etmeyen toplumların hayatın her alanında varacakları yer çok iç açıcı olmayacaktır. Kitaba sığınmak gerekiyor. “İnsanlar kıyıcıydılar kitaplara kaçtım.” Böyle diyordu Cemil Meriç. Ne kadar kitap okuyorsanız, ne kadar sahih bir bağınız varsa kitapla, esasen kitap tarafından o kadar dokunuyorsunuz. Okuduğunuz her kitap sizi d/okuyacaktır. Yeter ki siz okuyun, yeter ki biz doğru kişiyi, doğru kitapla, doğru zamanda buluşturabilelim. O zaman sıkıntısını çekmiş olduğumuz kitapla........
