TTB’de mayalanan, toplumla buluşan: Sağlık
Memleket uzun yıllardır hekim değil, daha çok doktor yetiştiriyor.
Bu iki sözcük çoğu zaman eş anlamlı kullanılıyor. Oysa aynı şeyi anlatmaz.
Doktorluk, tıp bilgisinin mesleğe dönüşmüş halidir.
Hekimlik ise bilginin vicdanla buluştuğu yerdir.
Doktor laboratuvara bakar; hekim insana. Doktor tanıyı koyar; hekim korkuyu da duyar. Doktor hastalığı tedavi eder; hekim hastalığın ortaya çıktığı toplumsal koşulları da sorgular.
Birinde bilgi vardır. Diğerinde bilginin insanla kurduğu etik ilişki...
Belki de bugün yaşadığımız birçok mesleki sorunun temelinde bu ayrım yatıyor.
Hayati uzmanlık alanlarının boş kalması tesadüf değildir tıpta uzmanlık eğitimi giriş sınavlarında (TUS). Genç hekimler, daha az riskli, daha yüksek gelir getiren ve daha öngörülebilir yaşam sunan branşlara yöneliyor.
Bu yalnızca bireysel tercih değildir. Sağlığın piyasalaşmasının doğal sonucudur. Çünkü sistem doktor üretmektedir.
Oysa toplumun ihtiyacı hekimdir.
Nörobilim bize önemli bir şey söylüyor. İnsan yalnızca mantıktan oluşmaz. Yalnızca duygudan da oluşmaz.
Beynimizde sol hemisfer analiz eder. Sağ........
