menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hobi deyip geçmeyin!..

40 0
05.04.2026

Bahar geldi sayılır. Günler de uzadı. Her açıdan zor bir kıştı. Eminiz ki kendinizi dışarı atıp rahatlamanın yollarını arıyorsunuz. En ekonomik ve sağlıklı olanı doğa yürüyüşleri ve hobiler! Hobileriniz kadar zengin ve mutlusunuz!..

Hobiler, sivil toplum örgütleri, öğrenci kulüpleri bir anlamda kişilerin de, toplumların da aynasıdır.

Çeşitliliği, sayıları ve aktif üyeleri ne kadar çoksa o denli mutlu, hazırla, keyifli ve refah toplumu olduğu varsayılır. Sayıları azaldıkça da sorunlar artar!

Sınav ve diploma odaklı eğitim sistemimiz yüzünden okul etkinlikleri adeta dibe vurmuş durumda.

Pek çok okulda beden eğitimi, müzik, resim derslerinin yanı sıra etkinlik saatlerinde de test çözülüyor. Sonra da neden hiçbir hobileri yok diye çocuklarımıza hayıflanıyoruz…

Çocuklukta, gençlikte kazanılmayan bu alışkanlıklar sonraki yaşlarda da kazanılamadığı için hobi fakiri bir ülke olmanın ötesine geçemiyoruz…

Detaylara girmeden önce gelin hep birlikte bir durum tespiti yapalım:

Pek çoğumuz için hobilerimiz hayatın vazgeçilmez renkleri olarak kabul edilse de kimileri için zaman kaybının ötesine geçmeyen fantezilerdir.

Okullardaki kollara, kulüplere ve yaşamın her alanındaki sivil toplum örgütlerine bakış açısı da farklı değil!..Aslına bakarsanız eğitimin pek çok amacı var. Öğrenciyi sadece akademik açıcıdan değil moral ve fiziki açıdan olduğu kadar sosyal açıdan da geliştirmesi gerekir.

Peki biz bunu yeterince ciddiye alıyor muyuz? Alsaydık bu noktada olur muyduk?

Sınavlar yüzünden sınavda soru çıkmayan dersler gibi hobileri de zaman kaybı olarak görmeye başladık…

Eğer sizin ya da çocuklarınızın bir hobisi yoksa kabahatliyi uzaklarda aramayın. Bunun sorumlusu hayattan kopuk eğitim sistemimiz ve bu boşluğu öyle ya da böyle doldurmayan biz ebeveynleriz.

Bırakın devlet okullarını, özel okullarda bile boş zamanlarını nasıl geçireceğini bilenlerin sayısı çok az.

Oysa en azından onlarda böyle bir problemin olmaması gerekiyor.

Onlarca kulüp, onlarca etkinlik ve onlarca organizasyonları var.

Kâğıt üzerinde, her yıl için, her öğrencinin katılabileceği en az birkaç etkinlik var ama gelin görün ki, yıl sonu gösterilerini gerçekleştirenler de, hafta sonunu dolu dolu geçirenler de, ulusal ya da uluslararası faaliyetlere katılanlar da hep aynı öğrenciler. Tıpkı aktif okuryazarlar gibi!

Aktif okur yazar, uluslararası ilişkilerde bilim kulüplerindeki üye öğrenci sayıları da diğer kulüplerin aktif üye sayılarından daha fazla değil.

Bu durum maalesef üniversitelerde de aynı minvalde!

Her açıdan çok donanımlı olarak bildiğimiz üniversitelere gittiğimizde de şoke edici görüntülerle karşılaşabiliyoruz.

Örneğin on milyonlarca liraya yaptırılan kapalı spor salonları, yüzme havuzları, konser salonları ya bomboş ya da bir elin parmakları kadar az katılımcı bulabiliyor. Yılın üçte ikisinde de günün çok önemli bir saati ya da hepten bomboş!

Kütüphaneler ise sadece sınav öncesinde ders çalışmak için kullanılıyor.

Tenis kortları, basketbol, voleybol sahaları, deniz sporları da çok rağbet gören yerler değil.

Dağcılıktan yelkene, balıkçılıktan dünya mutfaklarına kadar çok geniş yelpazede faaliyet içinde bulunan kulüplerin üye sayısı da maalesef tahminlerin çok altında.

İşte bu yüzden bugünün çocukları, gençleri iş başvurusunda bulunduklarında ya da yetişkin olup hafta sonu ne yapacağım diye düşündüklerinde akıllarına fazla bir şey gelmiyor.

Temel eğitimde bugün öğrenilip yarın unutulacak sınav odaklı testler yerine, spordan müziğe, okumadan güzel sanatlara, bilimden uluslararası ilişkilere, üretimden pazarlamaya, şirket kurmaktan şirket yönetmeye kadar pek çok alışkanlığın kazandırılması gerekiyor.

“Ne yapalım, öğrenciler, veliler istemiyor” demek işin en kolayı.

Her öğrenciye, kendisine ve ailesine rağmen, en az birkaç hobi edindirmek, temel eğitimin olmazsa olmaz hedeflerinden birisi haline gelmelidir.

Ama maalesef pek çok konu gibi bu konunun da üzerinde nedense hiç durulmuyor.

Tıpkı sık sık dile getirdiğimiz gibi güzel yazma, güzel konuşma, estetik değerlerin hiç önemsenmediği gibi.

Hobilerin çeşitliliği aslında yaşam zenginliğidir.

“Zenginlik sadece parayla değil, zaman ve onun en iyi şekilde değerlendirilmesi ile ilişkilidir” diyenler, yani yaşamdan keyif alanlar, belki de en zengin olanlarımızdır.

Hobi edinmenin en güzel çağı, elbette temel eğitim dönemi ama o zamanı kaçırdık diye hayıflanmanın da mazereti olamaz.

Yaşınız, konumunuz ve ekonomik durumunuz ne olursa olsun, her dönemde edinebileceğiniz yeni hobiler mutlaka vardır.

Örneğin kendinize bu hafta sonu için ”Ne yapıyor olsaydım büyük bir keyif alırdım?” diye bir soru yönelterek işe başlayabilirsiniz.

Gerisi kendiliğinden gelecektir.

İnternet sayesinde her şeye ulaşmak, öğrenmek ve paydaşlar bulmak artık çok kolay.

Dağ bayır hafta sonu gezilerini sevenler için öylesine güzel programlar var ki, ”ah keşke ben de gidebilseydim” diyesiniz geliyor.

Bırakın başka hobileri, Türkiye'yi gezmeyi kafaya koysanız buna bir ömür yetmez. Hele ki bu seyahatler tematik olursa tadından yenmez!

Ne olur daha fazla ötelemeyin.

En kısa yoldan hobiler edinin, hobilerinize yenilerini ekleyin. Bakın o zaman hayat çok daha keyifli hale gelecektir. Yeter ki bütün gün evde televizyon karşısında pineklemeyin, mazeretlerin arkasına saklanmayın.

Bu da o kadar zor olmamalı.

Para mı var ki hobi edinelim, gezelim, eğlenelim diyen çok çıkacaktır. Haklı hem de çok haklılar ama her şey para değil! Ekstra harcama gerektirmeyen hobiler de yok değil. Kaldı ki bütçeniz ne olursa olsun kendinizi mutlu edecek bir bütçe de mutlaka ayrılmalı!..

Size değer verilmesini istiyorsanız, herkesten önce siz, size hak ettiğiniz değeri vermelisiniz ki devamı gelsin…

Hobilerinize harcayacağınız her kuruş, her dakika, her türlü enerji emin olun, diğer yaptığınız yatırımlara göre çok daha fazlasıyla size geri dönecektir…

Benzeri hatırlatmaları her daim yapıyoruz ama ne kadarımız ne kadarını ciddiye alıyor bilmiyoruz. Elbette başkaları da önemli, en çok daha yakın çevremizdekiler. Onlarla ortak noktada buluşmadan yol kat etmek çok zor.

Paydaş, yoldaş ya da hobidaş bulmak eskisi kadar zor değil, yeter ki siz isteyin…


© Eğitim Ajansı