Her profesörü eğitimci sandık!
Akademisyen ile bilim insanları çok farklı misyona sahipler. Biri bilim üretir diğeri öğrenci yetiştirir. Her ikisini bir arada götürmeye çalışanlar da elbette yok değil ama başarılı olanı ara ki bulasınız. Bir de her akademik ünvanlı olanı bilim insanı ve eğitimci sanıyoruz ki asıl sorun o!
Bu arada akademik unvana bir şekilde sahip olup da ne akademik yaşamla ne de bilimle uzaktan yakından hiç ilgisi olmayanlarımız da var ki asıl sorgulanması gereken onlar.
Dünya genelinde asıl olan akademik unvan doktoradır.
Profesörlüğü gittiğiniz üniversitede alırsınız ya da almazsınız.
O bir kadrodur ve bir üniversitede kullandığınız o unvanı başka bir üniversitede kullanamazsınız.
Hele ki tabelalarda, afişlerde, televizyon ekranlarında hiç kullanamazsınız.
Her şeyden önce etik değildir…
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren eğitimde yaptığımız kimilerine göre “en isabetli seçimler”, kimilerine göre ise “en önemli hatalar”dan birisi de eğitimi sahada yetişen eğitimcilere değil profesörlere emanet etmemiz oldu.
Profesör Bakan ve müsteşar sayımız azımsanmayacak kadar çok ama eğitim kökenli olanı birkaç kişiyi geçmez. Onlar da politikayı bilmedikleri için yeterince başarılı olduklarını söylemek abartılı olur…
Bir gün bu konuyu Demirel’e ve........
